turkmeneli.org

Thursday
Jan 08th
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Türkmenler TV arşivciliğini öğretti

e-Posta Yazdır PDF

ImageYavuz Selim DEMİRAĞ - Yeniçağ

"...Televizyon hiç de havaya savrulan sigara dumanı değilmiş..."

Bir kaç gün öncesine kadar da televizyon işini, otuz yıllık yol arkadaşım sigaranın dumanına benzetip; "dumanı savuruyor ve havaya karıştıktan sonra her şey bitiyor" diyordum. Yani sözün uçup gittiği gibi, ekrandaki görüntülerin de yayınlandıktan sonra kaybolup gittiği kanaatinde ısrarcıydım. Sebep ve sonuçları üzerine yüzlerce sayfalık yorum yapılacak bu konuda beni en fazla etkileyen "insanlarımızın yorgun hafızası" ydı. Elbette sayıları yüzü geçen özel televizyon kanallarındaki fikri kirlilik etkendi. Ama kafamda hep "arşiv" konusu vardı. Halen önem verdiğim haber ve yorumları gazetelerden kesip arşivde saklama ihtiyacı hissettiğim için adına "görsel" denen TV haber ve yayıncılığına bu yüzden soğuk bakıyordum.

VCD, DVD sektörünün müşteriyi cezbedecek belgesel programlarını piyasaya sürüşleri de ilgili insan için, kaçırılması imkansız arşiv fırsatı sağladı.

İnsan beyni ve hafızası da bilgisayarlarınkine benziyor. Belli bir aşamadan sonra bazı bilgileri muhafaza etmekte güçlük çektiği gibi aşırı yüklemeden sonra da silebiliyor. Bu yüzden ihtiyaç halinde o bilgilere ulaşmak için sadece gazete, dergi kupürlerini arşivlemek yetmiyor. Televizyon bilgilerine ulaşmak için de arşive ihtiyaç var.

Öğrenmenin yaşı yok. Bunu hatırlattığı için Ahmet Muratlı'ya ne kadar teşekkür etsem azdır.

Geçtiğimiz günlerde sabah çayını yudumlarken televizyon kanallarını kontrol edip "dişe dokunur bir şey var mı" diye çabalıyordum. Sabah, kadınlara ağırlık veren o kötü programlara kızıp dururken "Irak Türkmenleri" sözü ile kanalın birine odaklanıverdim.

"Daha dün Tovuk'ta yirmi şehid verdim ama bir Allah'ın kulu başsağlığı bile dilemedi" diye sitem eden dost sesine kulak verdim:
"Biz binlerce yıldır kardeş diyerek onların hukukunu savunduk. Barış ve huzur içinde bir arada yaşayıp akraba olduk. Ama şimdi kardeş dediklerimiz, akrabamız bize zulmediyor kimse hukukumuzdan bahsetmiyor. Ülkemizin başkentinde mecliste milletvekilimiz Türkmen olduğu için hakarete uğruyor, tutuklanıyor. Bu da yetmezmiş gibi Bağdat'ta Türkmenlerin lideri Dr. Saadettin Ergeç'e son yirmi günde üçüncü defa suikast girişiminde bulunuluyor."

Muratlı'yı dinleyince ister istemez, "Dünyanın neresinde bir Türk varsa orası kocaman bir Türkiye'dir" diyenlerin televizyonu Yeniçağ'ın görevlisi olarak bu sözlere bigane kalamazdım. Soluğu Türkiye'deki Irak Türkmenlerinin temsilcisi olan Ahmet Muratlı'nın yanında aldım.

Türkmenlerin ızdırabını konuşurken, Muratlı: "5n 1k'yı seyrettin mi?" diye sordu. İzlememiştim. Çekmecesinden bir CD çıkarıp bilgisayarına takarak ekranı bana çevirdi.

Tüylerim diken diken oldu... Irak'taki sağlık dramının yansıtıldığı programda Kerkük'teki durum da yansıtılıyordu. Türkmen doktorlar dünyaya Irak'taki insanlık suçunu duyurabilmek için öylesine hazin şeyler anlattı ki... Bunlar yazılamaz ancak seyredilir.

"Sözün bittiği yer dedikleri bu olsa gerek" diyerek bundan böyle kaçırdığım programları, bende iz bırakanları arşivlemeye karar verdim.

Televizyon hiç de havaya savrulan sigara dumanı değilmiş. Teknolojinin geliştiği günümüzde bilgiye, belgeye ve belgesele ihtiyaç duyan duyarlı insanlar için, zorunluluk dersem abartmış olmam.
İyi seyirler...

Son Güncelleme ( Perşembe, 21 Haziran 2007 17:22 )