turkmeneli.org

Thursday
Jan 08th
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Kan tüccarları Barzani-Talabani

e-Posta Yazdır PDF

ImageBehiç KILIÇ - İnternethaber

"...Varsa itirazı olanlar,hatırlatalım..."

Yazıya, parantez içi olarak, sınırdaki F-16 lardan söz ederek başlayalım. Musa’nın çocukları için uçurulan Musa’nın uçaklarıdır.

Türk Silahlı Kuvvetleri,Türkiye’nin varlığına karşı karşı, askerlerimize, halkımıza yapılan saldırılara karşı Irak’ın Kuzeyine harekattan söz ediyor, karşısına dikilenlere bakınız.

ABD’nin, AB’nin Barzani ve Talabani’nin TSK karşısına dikilmesi doğaldır. Doğal olmayanın Türk Silahlı Kuvvetlerinin karşısındaki malum sinsi yapıdır.

Bu “sinsi yapı” Barzani-Talabani’ye Beyaz Saray ve “7 Kızkardeş”  tarafından  tevdi edilen, Irak’ın Kuzeyindeki çıkar imkanlarından pay alma peşindekilerle; Bu ikilinin “B-T” kurmayı hayal ettikleri devlet yapısı için militarize edip Türkiye içine soktuğu profesyonel uzantılarıdır. Bu “sinsi yapı”nın her iki kategorideki profsyonel militanları şu sıralar Barzani’nin önünde  TSK’ya karşı kendilerini “kalkan” yaptıkları inancı ile Türkiye’de kamu oyu oluşturma peşindeler.

Bir nevi nafile ibadeti yapıyorlar!...

Bizim bu “naylon çabalarda” dikkat çekmek istediğimiz husus,afişe olan ilişkileri, kimlikleri ve Barzani-Talabani örgütlenmesinin Türkiye’deki yayılma noktalarının, bu vesile ile bilinmesidir.

Ve Türkiye içindeki tezgahları...

Bunları “BOP ticaretinin figüranları” başlığında toplayabilir, patronlarına da Kan tacirleridir diyebiliriz.

Patronları, Barzani-Talabani kan tüccarlarıdır..

Varsa itirazı olanlar,hatırlatalım...

Seksenli, doksanlı yıllarda Türk güvenlik kuvvetlerine PKK’lıları ihbar ederek, PKK’lılara da Türk güvenlik birimlerinden sızdırdıkları istihbaratları satarak, Peşmergeleri paralı asker olarak toptan kiralayarak yollarını buluyorlardı. ABD bölgeye sarkınca çıtayı yükselttiler. Irak’ın müslüman halkına karşı Beyaz Saray taşeronu olarak on binlerce masumun ölümü üzerine servet inşaa ettiler. Bir yandan peşmergeleri, bir yandan da ikna edip kendi saflarına katmağa çalıştığı PKK militanlarını, ABD paralı askeri olarak Müslümanların üzerine sürmekle meşguller...

Para kazanıyorlar, para kazandıkça, ABD’nin tetikçiliği ile Haçlı nezdinde itibarı(!) artıkça cüretkarlaşıyor, Türkiye üzerinde kendisinde tasarruf hakkı buluyorlar!...

Türkiye’de hareket kasiliyeti konusunda, siyasi hakimlerle bir sorunu yok. Gayet iyiler... Özellikle, belirttiğim gibi bölgenin “ihale” değerleri konusunda “şiir gibi” birliktelikleri var!...

Bu birlikteliği, Barzani’nin terör örgütüne destek vermesi bile engelleyemiyor!... Terör örgütünden gelen saldırılarla, Türkiye’de ardı ardına şehit cenazesi kalkmasına karşın, siyasi egemenler Kuzey Irak’a hesap soran nazarlar gönderemiyor!...

Gelinen noktayı iyice görebilmek için size iki “danışman” demeci sunuyorum:

“Türkiye Avrupa Birliğine girmek istiyorsa, yasalarını değiştirmek zorundadır. Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin şartlarına göre üye olmasını umut ediyoruz. Türkiye Kürtleri Türk toplumunun önemli bir bölümünü oluşturuyor. Çünkü bunlar yeni Türk devletinin oluşumuna hizmet etmişlerdir. Türkiye Kürtleri bizim için sorun değildir. Zira onlar bizim için sermayedir. Türkiye, 1991 sonrası bazen bilgimiz dahilinde, bazen de Kürtler’in haberi olmadan Kürdistan (Kuzey Irak’a kastediyor) topraklarına girerek sayısız operasyonlar gerçekleştirdi. PKK’ya karşı yapılan bu operasyonların hiçbir faydası olmadı. Bu operasyonlarda sayısız sivil öldürüldü. Türkiye’nin, Habur Sınır Kapısı’ndan askelerini Duhok üzerinden Kerkük’e geçirmesi mümkün değil. Türkiye de bunun mümkün olmadığını çok iyi biliyor. Dünya kamuoyu buna izin vermeyecektir. ABD buradadır ve böyle bir sorunun çıkmasını istemiyor. Türkiye’nin sınır ötesi bir operasyona girişeceğini beklemiyoruz. Kürt halkı, Türk tankları ve panzerlerinin Kerkük’e girmesine seyirci kalmayacaktır. “

Bu sözler Barzani’nin danışmanına ait...

Gelelim öteki danışmana...

“Bana göre Barzani'nin Türkiye'ye karşı bir hareket içine girmesi mümkün ve mantıklı değildir. Türkiye'den beklentileri olduğu kesin. Bunları sağlayabilmek için yeni ittifaklara da girebilir, gayet normal. Barzani konusunda Türkiye'nin çekingen davrandığını düşünüyorum. Irak'ta en sağlam partnerimizin Barzaniler olduğuna inanıyorum. Türkmen meselesinden bahsediliyor. Niye "Kürtmenler meselesi" demiyorsunuz ki... Oradaki Türkmen'in oradaki Kürt'ten bizim için ne farkı var? Ve Türkiye'yi yöneten kadroların içinde ne kadar bir miktar Türk varsa bir miktar da Kürt vardır. O zaman neden Türkiye ikide bir Irak'taki Türkmenlerle ilgileniyor?”

Bu da Başbakan’ın, aynı zamanda AKP vekili olan danışmanının sözleri...

Gördüğünüz gibi ahenk tamdır.

Ve hatta ahenk terazisinde Barzani’nin danışmanının daha mütecaviz, cüretkar olduğu, Başbakan’ın danışmanın da canı yürekten zemin hazırlayıcı olduğu ortadadır.

Dahası, zaman zaman Barzani ve Talabani’den gelen sert çıkışlara, Ankara’dakilerin sadece yutkundukları da görüldü!

Ama problem yoktur!

Problem nedir bu birliktelik için?

Türk Silahlı Kuvvetleri!

Anlayan anlasın diye yazalım. Kıbrıs Bariş Harekatına tanıklık eden nesil yaşıyor. Belgelerde ortada. Krize kim müdahale etti?!” Mart Askeri Darbesi küllenmeden kurulan Koalisyon Hükümet... Ecevit-Erbakan iktidarı... Gerekli kararı aldılar ve askere “hadi” dediler Genelkurmay selamı çaktı gitti... O zaman devrin Genelkurmay Başkanı basına gidip “Soydaşlarımız katlediliyor, Kıbrıs’a operasyon gerekli” deme gereği duymamıştı. Siviller gerekeni yapmıştı.

Şimdi benzer bir durum var ve siyaset sadece seyrediyor. Askerin de şehit vere vere beklemesini mi istiyor? Karşıda Barzani-Talabani olurca kafalar karışıyor.

Şu F-16 hadisesine bakın...

Sivil inisiyatif olayı  adeta görmezden gelirken, vatandaşın kafasına “Bu uçaklar davetle mi geldi” gibi sorular bile beliriyor!...

Tıpkı Talabani’nin adeta dalga geçer gibi geri çevirdiği “nota” olayındaki gibi bir “sükut” hakim...

Sustukça sıra gelip geçiyor, Irak’taki kan tacirlerinin keseleri doldukça hayal çıkaları yükseliyor. Türkiye’ye yığdıkları beslemelerinin saldırganlıkları da artıyor.

Bunlar Cumhuriyete, Atatürk’e askede, devlete, Türk Milleti’ne ağızlarına ne gelirse söyleme özgürlüğüne sahip olduklarını zannediyorlar!