turkmeneli.org

Friday
Dec 05th
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Türkmen Eski Liderlerine Bir Haller Oluyor !.

e-Posta Yazdır PDF

Yazan: Hasan Hüseyin Kerküklü
http://www.iraqiyoon.com

Türkmenlerin dağınıklığına bir son vermek iddiasıyla kurulan yeni bir örgüt, Türkmenleri ancak bu kadar yaralayabilirdi.

Türkmenleri birleştirmek adına kurulan bir örgüt, Türkmenlerin bölünmesine ancak bu kadar hizmet edebilirdi…

Bağdat'tan "Irak Türkmen Otonom Örgütü kuruldu" haberi 8 Mart'ta geldi. Örgütün amacı da "Türkmen halkını bir araya getirmek ve Irak hükümeti ile uluslararası kuruluşlar nezdinde Türkmenlerin haklarını aramak" olarak belirtilmişti..  Bu haber olsa olsa bir "kara haber" olabilirdi.

Öncelikle, "Türkmenlerin böyle bir örgüte ihtiyacı var mı?", sonra da "Bu örgütü kim kurdu?" diye sormak lazım... Önce ikinci soruya cevap verirsek, birinci sorunun cevabını bulmak kolaylaşacak.

"Irak Türkmenler Otonom Örgütü" nü Dr. Muzaffer Arslan kurmuş... Irak Devletinin üst düzey bir görevlisi olarak. Muzaffer Arslan, halen Irak Cumhurbaşkanı'nın Türkmen müşaviridir. Bu görevde olduğu sürece, kurduğu bu örgüte de gölgesi düşmektedir. Dolayısıyla hemen akla böyle bir örgütün kurulmuş değil kurdurulmuş olabileceği gelmektedir.

Ayrıca bu örgütün kuruluşunun, bir süre önce Kuzeydeki Kürt yönetiminin, Türkmenlere bir veya iki vilayette otonomi vereceği söylentilerinin çıktığı günlerden hemen sonrasında rastlaması ve adında özellikle "otomomi" sözcüğünün geçmesi bir tesadüf müdür?..
 
Muzaffer Arslan, Cumhurbaşkanı Talabani'nin müşaviri olduğu sürece, hiç kimse bu örgütün bağımsız veya bağlantısız olduğunu söylemesin.. Bu bağlantı içinde, bu örgütün kimlere hizmet edeceğini de bize söyletmesin...

Oysa biz Muzaffer Arslan'ı, soyadıyla mütenasip davranışlar içinde, Irak Milli Türkmen Partisi'ni kurduğu günlerden hatırlıyor ve Türk Halk Müziği'ne kazandırdığı eserleri dilimizden düşürmüyorduk.. Türkmen davasına baş koyan, büyük hizmetler yapan Muzaffer Arslan mı değişti, yoksa biz mi yanılıyoruz?..
 
Muzaffer Arslan, Irak'ta Türkmenlerin çok dağınık bir şekilde temsil edildiğini, haliyle bu dağınıklık içerisinde beklenen sonucu da alamadıklarını söylemiş. Sormazlar mı adama, dağınıklığı önlemek için daha da dağıtmak mı gerekiyor diye?

Türkmenlerin dağınıklığa, ancak Talabani'ye Müşavir olduktan sonra bir son vermek istemesini ve bunun içinde mevcut yapı içinde faaliyet göstermek yerine ayrı bir örgüt kurmaya kalkmasını anlıyoruz da örgütü kurduğu gün "Araplarla birlik olursak ülke bölünmez, Kürtlere destek verirsek ülke bölünür" demesine yadırgıyoruz…

Bilmem farkında mısınız, bu sözleriyle kendisini ele veriyor !..

Muzaffer Arslan, bir Kürt Cumhurbaşkanı'nın müşaviriyken, Kürtlerle ilgili böyle bir değerlendirme yapabilmesi için ya gözünün eskisinden çok daha kara olması ya da bir yerlerden icazet alması gerekir. İkincisi daha akla yatkın geliyor..

Sanki, Kürtlere karşıymış gibi görünerek, Türkmenler arasında prim yapmak, ama buna karşın Türkmenleri bölerek müşavirliğini yaptığı lidere bir diyet ödemek gibi bir şey ..

Yeni bir örgüt kurmak büyük bir finansman gerektirir. Böyle bir örgütü de, Talabani' nin müşaviri olarak aldığı maaşla kurmak mümkün değildir. Bu kaynakta elbet bir gün açıklanır... 

Herkes bilir ki Kürt liderler, kendi coğrafyalarında birlik ve beraberlik içindeki bir Türkmen toplumundan haz etmezler. Bugüne kadar onların güçleri Türkmenleri bölmeye yetmemiştir. Belki taşeron kullanarak bu emellerine ulaşabileceklerini düşünmüş olabilirler…

*

Şimdi "Irak Türkmen Otonom Örgütü" nü kimin -kurduğu- veya -kurdurduğunu- geçelim ve "Türkmenlerin böyle bir örgüte ihtiyacı var mı?" sorusuna cevap arayalım..

Türkmenlerin bir siyasi örgütü var. Adı Irak Türkmen Cephesi (ITC). Kurulalı 10 yıl oldu. 4 kurultay yaptı. Son kurultay zorlu geçti. Türkmenler bu kurultaydan da alınlarının akıyla  çıktılar. Kurultayda, IRAK TÜRKMEN CEPHESİ yeniden yapılandı ve  yeni yöneticileri belirlendi. Türkmenler için bir dönüm noktası olarak kabul edilen bu kurultaya sağduyu hakim oldu ve bir kez daha birlik ve beraberlik mesajları verildi..

Bilindiği gibi, Irak'ta ilk seçim 30 Ocak 2005'te yapıldı. Usul ve yöntemleriyle çok tartışılacak bu seçimde Türkmenlerin aldığı oy miktarı hayal kırklığı yarattı ve kimseyi mutlu etmedi.. ITC' nin bundan alacağı dersler vardı ama ITC' nin yeni bir arayışa girecek veya maceraya sürüklenecek lüksü yoktu.

ITC, bu kurultayda, Saddam rejiminin izlerini üzerlerinden atmaya, eski zaaflarından kurtulmaya çalıştı. Kurultay çok çetin ve çekişmeli geçti. Türkmenler, davaya sahip çıkmak için adeta hizmet yarışına giriştiler..  Sonuçta yeni ITC yönetimi, birlik ve beraberliği simgeleyen tek listeyle ve açık oylamayla seçildi ve Türkmeneli TV'den de canlı yayınlandı…

Buna göre, delegeler tarafından 71 kişilik bir "Türkmen Meclisi",  Türkmen Meclisi tarafından da 9 kişilik bir "Yürütme Kurulu" seçildi. Yürütme Kurulu'nda Türkmen liderlere ve önderlere yer verildi.

Yürütme Kurulu; Dr. Sadettin Ergeç (Türkmen Meclisi eski Başkanı), Dr. Faruk Abdullah Abdurrahman (ITC eski Başkanı), Kenan Şakir Üzeyirağalı (Türkmen Bağımsızlar Hareketi Başkanı), Cemal Şan (Irak Milli Türkmen Partisi Başkanı), Dr. Sami Dönmez (İslami Türkmen Hareketi Başkanı), Enver Bayraktar (Türkmen Adalet Partisi Başkanı), Abdülhamit Bayatlı (Türkmen Aşiretler Birliği Başkanı),  İbrahim Arafat (Musul eski Vali yardımcısı), Ali Haşim' den (ITC Tuzhurmatı Sorumlusu) oluştu.

Yürütme Kurulu, kendi aralarından da ITC Başkanı'nı seçtiler. Dr. Sadettin Ergeç, ITC'nin 6. Başkanı oldu.  ITC özü sözü bir, söylemleri, eylemleriyle ve düşünceleriyle koç gibi bir lidere kavuştu.

Bu kurultayda, bir kısım muhaliflerin öne sürdüğü; ITC'nin kapatılmasından, adının ve bayrağının değiştirilmesine kadar pek çok konu tartışıldı. Sonuçta, ITC ile yola devam edilmesi ve ITC'nin "Türkmenlerin tek meşru temsilcisi" olduğu kabul edildi. Konu orada bir daha açılmamak üzere kapatılmış, dosta düşmana gerekli mesaj verilmişti. Bundan sonra dağınıklıktan söz etmek veya ITC'ye alternatif aramak abesle iştigal olurdu…

Peki bu tarihi kurultayı kim yönetti dersiniz? Dr. Muzaffer Arslan… Muzaffer Arslan, ya bu kurultayı yönetmeyecekti ya da bugün ITC'ye karşı durup yeni bir örgüt kurmaya kalkmayacaktı.

Dr. Muzaffer Arslan'ın, Kürt lider, Cumhurbaşkanı Talabani'nin müşaviriyken, Türkmenleri zafiyet içinde gösterecek tutum ve davranışlardan kaçınması beklenirdi… Dr. Muzaffer Arslan dağınıklıktan söz eden veya ITC'ye alternatif yeni bir örgüt kurmaya kalkan en son kişi olmalıydı. …

Cumhurbaşkanı Talabani kendisine Türkmen bir müşavir seçerken, ITC'ye danışmadı. Dr. Muzaffer Arslan bu görevi kabul ederken, (belki başka bir yerden almış olabilir) ITC'nin onayını almadı.

ITC' ye danışılmaması veya ITC'nin muvafakatinin alınmaması, cepheye bir şey kaybettirmedi. Ama Dr. Muzaffer Arslan'a da bir şey kazandırmadı.. ITC zaten söyleyeceğini söylemiş, "otonomi talebinde olan örgütü "tabansız ve kişisel bir hareket" olarak nitelemiş. Başka söze gerek yok…

*

Gerçekten "ESKİ TÜRKMEN LİDERLERİNE BİR HALLER OLUYOR"… ITC'nin bir önceki başkanı Dr. Faruk Abdullah Abdurrahman'da başkanlığı Dr. Sadettin Ergeç'e devreder devretmez, "Karar" adlı bir parti kurdu. Şii Lider Ahmet Çelebi ile Amerika'ya gitti, 15 Aralık seçimlerinde Çelebi ile ittifak kurarak seçime girdi…

ITC Yürütme Kurulu'nda yer alan eski bir Cephe başkanı olan Dr. Faruk Abdullah Abdurrahman'ın yeni bir parti kurmasının, Türkmen davasını ateşleyen Dr. Muzaffer Arslan'ın yeni bir örgüt kurmaya kalmasından farkı yoktur…

Dr. Faruk Abdullah Abdurrahman'ın, bu yetmiyormuş gibi, yeni bir "Türkmen Yasama Meclisi" önerisi de ITC Yürütme kurulunda görüşülmemiş, ITC Başkanlığı ile bir mutabakat sağlanmamış, hangi amaca hizmet edeceği anlaşılamayan kişisel bir tercihtir ve ITC yönetiminde bürokrasiyi artırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. 

Dr. Faruk Abdullah Abdurrahman'ın, son zamanlardaki tutum ve davranışlarına bakıldığında, Dr. Muzaffer Arslan'dan farkı kalmamıştır ve Arslan için söylenenlerin hepsi Abdurrahman için de geçerlidir.

Siyasette herkesi mutlu etmek çok zordur. Her kırılanın yeni bir parti veya örgüt kurmaya kalkmasının, yeni meclisler oluşturmaya kalkmasının da başta kendileri olmak üzere Türkmenlere bir yararı olmamıştır, olmayacaktır…

Dr. Faruk Abdullah Abdurrahman  ve Dr. Muzaffer Arslan gibi düşünen Türkiye'deki Türkmenlerden bazıları da "Irak Türkmen Cephesi" ni ağzına almamak için çaba göstermektedir. Bunların katıldıkları panellerde, mülakat verdikleri radyo ve televizyon programlarında hatta kapı kapı dolaştıkları basın-yayın organlarında, Irak Türkmen Cephesi mensuplarından "Ulusalcı Türkmenler" diye bahsettikleri dikkati çekmektedir. Bu ifadeyle ITC, adeta Türkiye yanlısı olmakla itham edilmektedir.

Türkmelerin bugün sesi çıkıyorsa bu Türkiye sayesindedir. ITC'ye karşı olanların hemen hepsinde de Türkiye'nin emeği vardır. Bu manada "ulusalcılık" olsa olsa kadirşinaslıktır..

Aydını bol her toplumda, aydınların yarattığı sorunlar vardır. Bunlar da zamanla aşılır… Türkmenler de yapılan hiçbir iyiliği unutmadıkları gibi yapılan yanlışları da affetmemelidir…

Kaynak: http://www.iraqiyoon.com/haberler/010.html

Son Güncelleme ( Perşembe, 30 Mart 2006 14:10 )