Altemur KILIÇ - Yeniçağ
"...işadamlarımız 'Kürt Realitesi'ni ve Bağımsız Kürt Devletini çoktan tanımışlar...."
‘Irak’ın yeni gerçeklerini kabul etmemiz şart.’ Milliyet gazetesi köşe yazarı Semih İdiz, böyle diyor. Ona göre gerçekler, özetle şöyle: Irak’taki bütün kesim ve çevreler, TSK’nın Kuzey Irak’a girme uyarıları, Türkiye’den yansıyan Kerkük’e askeri müdahale söylemi ve Cumhurbaşkanı Talabani’ye Ankara’nın yüz vermemesi gibi sebeplerle Türkiye’ye karşı imişler... Uluslararası Irak konferansının İstanbul’da yapılmasına tepki göstermişler... Türkiye “Yeni Irak’ın” iki temel unsuru, Kürtler ve Şiilerle güven bunalımı yaşıyormış. Irak’ta yeni koşulların geçerli olduğu gerçeği, Türkiye’de yeterince anlaşılmıyormuş... İdiz ekliyor: “Gerçek şu ki Yeni Irak’ı Şiilerle Kürtler şekillendiriyor. Ankara ise bu iki unsurla henüz verimli diyalog kurabilmiş değil. Bu yüzden de gelişmelere seyirci kalıyor.” Ve İdiz’e göre “PKK ve Kerkük sorunlarının çözümü de, yeni Irak realitelerini tanımaktan geçermiş!” Yani, bırakalım bu sorunların çözümünü sonralara. ABD’nin de dediği bu değil mi?
ARABIN DERDİ
Kürtlerin ve Şii olsunlar Sünni olsunlar Arapların Türkleri sevmedikleri, Türkiye’den rahatsız olmaları yeni bir şey mi. İki yıl önce Koalisyon Kuvvetleri içinde Irak’a TSK birliklerinin gönderilmesi söz konusu olunca, oradaki bütün kesimler buna şiddetle karşı çıkmışlardı.
Ben bu Türk düşmanlığının gülünç bir ifadesine, 1950’li yıllarda Washington’da görevli iken, muhatap oldum. Washington Camiinin açılış törenini düzenlemek için, Müslüman ülkelerin basın müşavirlerinden oluşan bir komite kurulmuştu. Ben, safça, toplantılarımızın cami yanındaki ofisimde yapılmasını teklif edince, Arap ülkelerinden birinin temsilcisi ayağa fırladı “Yıllarca sizin egemenliğiniz altında yaşadık, yeter artık. Sizin binanızda, gene baskınız altına giremeyiz!” dedi. Alay ediyor sandım, ama o çok ciddi idi!
Son zamanlarda “Kuzey Irak, Irak hatta Kürt realitelerini kabul etmek” zorunluluğu çokça söylenir oldu. Önce eski Genelkurmay Başkanı E. Orgeneral Hilmi Özkök, sonra bazı “MİT” çiler, bazı liderler ve tabii “aydınlar” ve köşe yazarları, aynı nakaratı tekrarlıyorlar. Açıkça söyleyemiyorlar ama, utanmasalar “PKK realitesini, APO realitesini de kabul etmek gerekir” diyecekler. Zaten “Kıbrıs realitesini” de kabul etmişler, bir süredir kamuoyunu da şartlandırmaya çalışıyorlar. Bir defa sakalın üstünden fare geçmeye, çorap söküğü başlamaya görsün, çözüm derken çözülme başlar.
Bu zihniyet, Osmanlının son dönemindeki “realiteler” karşısında “idare-i maslahat etmek” yönteminin aynı. Bab-ı Alî bu yöntemle “gerçeklerin” peşinde sürüklenip, sonunda tükendi. Bu “idare” elden gidince ne kaldığı mâlum.
Gerçekteki Kuzey Irak, Irak realiteleri, aslında şu: Önce ABD gücüyle ayakta durabilen sözde Irak devletinin, muhakkak çekip gittikten sonra Sünniler, Şiiler ve Kürtler arasında parçalanması mukadder... O zaman Barzani’nin Kürt devleti resmiyet kazanacak ve sonra da ABD yardımıyla, ABD çıkarları için ve BOP haritalarına göre kurulacak “Büyük Kürdistan” topraklarımızı ve insanlarımızı yutmaya yönelecek. Bu “realiteyi” de kabul edecek miyiz?
...Ve işadamlarımız
AKP İktidarı Irak realitelerini zaten çoktan kabul ettiği için “Kırmızı Çizgilerimiz” filan kalmadı. “Kırmızı Çizgilerimizi” soldurmakta öncü olanlar da “büyük işadamları” mız. Milliyet’te Serpil Yılmaz, Kuzey Irak’ta Türk işadamlarının büyük yatırımlarından, inşaatlarından iftiharla söz ediyor. “Barzani Memorial Center” binasını bile Türk şirketi inşa ediyormuş. Yani işadamlarımız “Kürt Realitesi” ni ve Bağımsız Kürt Devletini çoktan tanımışlar. Şimdi kendi mezarımıza taş taşıyorlar...
Serpil Hanımın dediği gibi “siyaset” yani Türkiye’nin gerçek çıkarlarıyla, ticaret arasındaki çatışmada, sayı hesabıyla galip durumdalar... Kuzey Irak’taki bu bol kazanç ve iş imkanları oldukça, TÜSİAD, holdingler ve medya organları, Kuzey Irak hatta PKK konusunu hiç “dalgalandırmak” isterler mi? Yoksa, barışçı-siyasi çözüm mü isterler? Ancak farkında değiller; Türkiye parçalanır, ABD’nin bir köşesine tıkılırlarsa, ellerinde “iş” de kalmaz. Düzeltiyorum; onlar işlerini de yeni realitelere uydururlar!
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





