turkmeneli.org

Thursday
Jan 08th
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Barzani İle Görüşmek

e-Posta Yazdır PDF
TÜRKİYE Barzani ile dolaylı ve düşük düzeyli yollardan görüşüyor; fakat ‘muhatap alma’ düzeyinde görüşmeler de yapsın mı?
Önce, 15 Mayıs 1997 tarihli Milliyet‘e bakalım:
Evet, PKK ile silahlı çatışmaya giren Barzani Türkiye’nin yardımını istemiş, Türkiye de 50 bin askerle Kuzey Irak’a girmişti! Mehmetçikle peşmerge omuz omuza! Saddam ise ateş püskürüyor!
Çünkü:
O zaman Türkiye’nin elinde Çekiç Güç kozu vardı, Çekiç Güç şemsiyesi altında kurumlaşan Barzani Türkiye’ye muhtaçtı.
PKK, Saddam’dan da cesaret alarak Kuzey Irak’ta güçleniyor, Barzani’yi “feodal” diye suçluyordu. Tedirgin olan Barzani Türkiye’den silahlı yardım istiyordu...
BM kararına dayanan Çekiç Güç sebebiyle, dünya da Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarına ses çıkarmıyordu.

Barzani ile hesap

Demek ki, Türkiye, yarar elde edecekse Barzani ile görüşmüş, hatta pasaport bile vermişti!
Gerçekten, Barzani ile ‘jest’ olsun diye görüşmek de, küçümseyerek görüşmemek de akıl dışıdır; bu bir hesap meselesidir. Türkiye ve Barzani 1990’larda karşılıklı hesapları uyduğu için PKK’ya karşı birlikte operasyon yapmışlardı.
Bugün Barzani’nin hesabı, Türkiye’nin kendisini muhatap almasıdır; bunun için yanıp tutuşuyor çünkü böyle bir gelişme onu siyaseten çok güçlendirecektir. Türkiye de kendi hesabını yaparak, bunun ciddi bir şekilde karşılığını alacaksa, niye görüşmesin? Dozunu ve düzeyini iyi hesaplayarak tabii.
Bu karşılık ne olabilir?
Türkiye’nin Kuzey Irak’a kara operasyonları yapması ve bunu Barzani’nin de desteklemesi çok hafif kalır. Çünkü kara operasyonlarının de etkisinin sınırlı olduğunu 1990’lardaki operasyonlarda gördük. Ayrıca, geçen on yılda askeri teknoloji çok geliştiği gibi, bugün uluslararası siyasi ortam da farklıdır.
Barzani’den alacağımız karşılık, mesela sınırın terörist geçişlerini önleyecek şekilde yeniden çizilmesi olamaz mı?! Bunu eminim Bağdat da kabul edecektir.

Sınırı düzeltmek

İngiliz belgeleri gösteriyor ki, 1926’da bu sınırı çizenler, Türkiye’nin Kuzey Irak üzerinde bir etkisinin olmasını engellemek kastıyla hareket etmişti! Lozan’da Musul’dan feragat eden Türkiye ise, 1926’ya giden süreçte, iç sorunlar yüzünden, Karabekir’in deyimiyle “İstiklal Harbi yıllarından daha zayıf” durumda olduğu için bu sınırı sineye çekmek zorunda kalmıştı.
Bugün düzeltilemez mi?
Atatürk döneminde eşit miktarda arazi verip alarak üç asırlık İran sınırını Tahran’la anlaşıp düzeltmiştik. Bugün Bağdat ve Barzani ile anlaşıp Irak sınırımızı, iki taraflı olarak savunulabilir yerlerden geçirmek üzere niye yeniden çizmeyelim?
CHP lideri Baykal da bunu savunuyor, haklı olarak.
Ama Barzani ile görüşmeden olur mu?!
Irak Genelkurmay Başkanı Kürt General Babakir Zibari’nin “Barzani’yi muhatap alırsanız sınır yeniden düzenlenir” şeklindeki sözleri ne ölçüde ciddidir bilmiyorum ama Ankara bu meseleyi diplomatik bir hedef olarak gündemine almalıdır.

Taha AKYOL
Milliyet