Serdar Murat
Yeni Asya / 26.04.2006
Gündüzü başka, gecesi başka bir gelişmeye sahne oluyor Ankara’nın. Meclis resepsiyonundan sonra bu kez Hilton’da Irak Türkmen Cephesi’nin resepsiyonu vardı.
İktidarın Irak’la ilişkileri Türkmen endeksli olmak çıkarıp, Şiilerle, Sünnilerle irtibat kurulması, “Türkmenler gözden mi çıkarıldı” yorumlarına sebep olmuştu.
Gördük ki Türkmenler ağırlıklarını muhafaza ediyorlar ancak sadece Türkmenlerden ibaret bir Irak politikası izlenmiyor. Zaten izlenmesi de mümkün değil.
İktidarıyla, muhalefetiyle siyasetin nabzı orada attı demek abartı olmaz.
Önce Adalet Bakanı Cemil Çiçek geldi. 10 dakika kaldı hemen ayrıldı. Konuşmayı seven bir politikacı olmasına rağmen Çiçek, Van Savcısı Sarıkaya’nın ihraç edilmesinden bu yana hiçbir yerde konuşmuyor.
Resepsiyona katılımın düzeyi, Türkmenlere verilen desteğin derecesini de göstermesi açısından önemli.
Salona adım atınca SHP lideri Murat Karayalçın’la karşılaştık. Karayalçın bir süre önce Ecevit ve Demirel’e “Cumhurbaşkanını halk seçsin” önerisini götürmüştü. Aslında sağın yıllardır seslendirdiği düşüncesine solcu bir lider sahip çıkıyor. “Siyasetin duayenlerinden başladım” dedi SHP lideri. Sırayla diğer partilere de gidecekmiş. Ancak Başbakan Erdoğan, Karayalçın’ın randevu talep edeceği isimler arasında yer almıyor.
Karayalçın’la konuşurken bir hareketlilik oldu. Kalabalığın arasından DYP lideri Mehmet Ağar’ı gördük. Ağar, Trabzon mitinginden memnun dönmüştü. Vaktiyle Trabzon meydanında Demirel’i, Özal’ı takip eden gazeteciler vardı DYP liderinin sohbet halkasında. “O meydanı doldurduysanız iyi bir miting olmuş demektir” dedi birisi. Ağar, “Yanındaki parkı da doldurduk” dedi. 1980’de Danışma Meclisini izleyerek parlamento muhabirliğine başladığını belirten bir köşe yazarı ise, “1991 çıkışını Demirel, Karadeniz sayesinde gerçekleştirmişti. İnişi de yine Karadeniz’den oldu” dedi. Ağar, “Karadeniz çok önemli. Çok iyiyiz” diye karşılık verdi.
Bu sırada bir muhabir, sınır ötesi harekâtı sormak istedi. DYP lideri, “Görevde değiliz. Görevde olduğumuz zamanlar da ne yapacağımızı biliyorduk. Bunlar gibi iktidarsız olmadık” demekle yetindi. Güya konuşmayacaktı. Ama bir cümle ile bir kaç mesajı birden vermeyi bildi.
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, Genel Sekreter Ahmet Tan da oradaydı. Ahmet Tan, Ağar’a, “Meclis Başkanı orayı kendi kürsüsü gibi kullanıyor, buna karşı işbirliği yapalım” teklifini götürdü. Ağar pek ilgi göstermedi. Bülent Arınç’ın sözlerinin bir kısmı DYP tabanının da hislerine tercüman oldu. Mehmet Ağar’ın öyle bir kampanyada işi ne?
Ahmet Tan’ın ilham kaynağı Deniz Baykal’mış. Baykal, Ali Topuz’un da ilham kaynağı oldu. Nasıl mı? Bülent Arınç konuşmasını yaptıktan sonra Baykal birkaç muhabirle makamında yazılmamak kaydıyla bir sohbet toplantısı yaptı. “Yeni bir Humeyni, yeni bir Ahmedinecat’la karşı karşıyayız” lâfını orada kullandığı söylendi. Yani Topuz’un, “Bülentinecat” sözünün ilham kaynağı Baykal desek yeridir.
Türkmenlerin resepsiyonunda MHP’den kimse yoktu. Ama BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun etrafı hiç boş kalmadı. Yazıcıoğlu ev sahibi gibiydi.
SP’den Yasin Hatipoğlu ve Lütfü Esengün tam çıkarken Yaşar Okuyan’la karşılaştılar. Hatipoğlu bir şey diyecek oldu Okuyan, “Hapishane arkadaşıyız yahu” dedi. Ondan sonra kuru fasulye-pilav yemek üzere sözleşip, tatlı tatlı ayrıldılar.
Tam o kargaşa anında Abdullah Gül girdi salona. Ondan önce Çalışma Bakanı Murat Başeskioğlu ve Kürşat Tüzmen gelmişlerdi. Gül, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas onuruna bir akşam yemeği vermiş, ama geç de olsa geldi.
Gül’le birlikte gelen diplomatlardan Mahmut Abbas’la görüşmenin perde arkasını almak mümkün oldu. Gül otelden ayrılırken diplomasi muhabirleri de kendilerine aktarılanları haber merkezlerine yetiştirmekle meşguldüler.
Siyasetle, diplomasiyle özdeşleşmiş bir şehir Ankara...
Başşehre özgü gecelerden biriydi işte... (Yeni Asya 26.04.2006)
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




