Gözüken odur ki, başkanlık seçimi Cumhuriyetçi McCain ile Demokrat Obama arasında geçecek.
Görüşlerine büyük değer verdiğim Ömer Taşpınar, Washingtondan yazdığı yazısında ("Obamania ve Ankara"-Sabah-02.06.08) seçimlerde Obamaya daha fazla şans tanıyor ve her iki adayın Iraka bakışlarını şöyle özetliyor:
"...McCain, Irak konusunda Bush yönetimiyle bütünüyle aynı çizgide.
Amerikanın gerekirse daha onyıllarca Irakta kalmasını savun(uyor)...(Ancak) AK Parti (...) McCaini tercih ediyor gibi gözüküyor.
Bu durum herhalde McCainin Irak politikası ile ilgili. Türkiye, ABDnin Iraktan apar topar çekilmesini istemiyor.
Ankara, Amerikanın Iraktan çekilmesi durumunda olası bir Şii-Sünni iç savaşından veya Kürtlerin kendi bölgelerinde bağımsızlık yönünde adım atmasından çekiniyor.
Öte yandan Ankaranın farkında olmadığı konu şu:
Obama kesinlikle Iraktan hemen çekilme taraftarı değil.
Tam tersine Obama, Amerikan halkına sürekli olarak şu güvenceyi veriyor:
'Iraktan çıkarken, oraya girerken yapılan hatayı tekrarlayıp aceleci davranmayacağız..."
* * *
Ben uzaktan bakınca hem Obamanın, hem de Clintonın, daha doğrusu Demokratların somut bir "Irak politikaları" olduğu kanısına ulaşamıyorum.
Tabii ki, Irakta Amerikalıları batağa saplayan Cumhuriyetçiler karşısında Demokratlar, "Iraktan çekilmeyi" savunacaklar.
Irak Savaşından gına getiren ABD halkının oyunu alabilmek için böyle konuşmak şart.
Eğer Obama, Iraktan çekilirken "aceleci davranmayacak" ise zaten Cumhuriyetçiler de aynı şeyi söylüyorlar.
Onlara sorarsanız ilelebet Irakta kalmayacaklar, tedricen yönetimi Iraklılara devredecekler.
Bana öyle geliyor ki, hem Demokratlar, hem Cumhuriyetçiler aynı şeyi söylüyorlar.
Zira, ABD Iraktan yanlış zaman ve hiçbir altyapı kurmadan çekilirse Irakta öyle bir yangın çıkabilir ki tüm Ortadoğu ateş altında kalabilir.
Foreign Affairs Dergisinin Mayıs-Haziran 2008 sayısında Irak konusunda ilginç bir analiz var.
Steven Simon, "Büyük Hamlenin Bedeli: ABD Stratejileri Irakın Ölümünü Nasıl Hızlandırıyor" (The Price of Surge: How U.S.Strategy is Hastening Iraqs Demise) başlıklı makalesinde ABDnin çeşitli Sünni ve Şii aşiretleri/kabileleri kullanarak El Kaideye darbe vurmasının sanki Irakta denetimi ele geçiriyormuş gibi pazarlandığını, ama tam tersine her an birbirinin gırtlağına sarılmaya hazır aşiretlerin güçlenmesinin esasında Irakın bölünmesini hızlandırmak için yapılabilecek en iyi iş olduğunu yazıyor.
* * *
ABD, yılbaşında yayınlanan "Irak Raporu"nun ardından Iraktan asker çekme veya Iraka daha fazla asker yollama seçenekleri karşısında bir süre bocalamış, sonunda daha fazla asker göndermeye karar vermişti.
Ayrıca, Sünni aşiretlerin El Kaide ile işbirliği yapmaktan vazgeçmeleri ve tersine ABD ile işbirliği yaparak El Kaideye karşı savaş vermeleri sağlanmıştı.
Büyük Hamle adı verilen bu girişimle 5 yıllık Irak Savaşında kayıplar en aza indirilmiş, hatta bazıları iç savaşın bittiğini ilan etmişti.
Büyük hamle sırasında aşiretlere büyük paralar ve çok sayıda modern silahlar verildi.
Steven Simon, aşiretleri güçlendiren politikaları zamanında İngilizlerin de uyguladığını, ama bu politikaların hiçbir zaman bölgeye düzen getirmediğini vurguluyor.
ABD şimdi aynı hatayı yeniden yapıyor.
Steven Simona göre, ABD kısa sürede komşuları ve Avrupalıları devreye sokmalı ve yeni dalga aşiretler sorunu çözülmeden bölge terk edilmemeli!
Cüneyt Ülsever - Hürriyet
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





