Irak Türkleri, Türkmeneli

Tuesday
Feb 07th
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

TÜRK MİLLETİ OLARAK TÜM DÜNYAYI UYARIYORUZ

e-Posta Yazdır

Kanlı terör örgütü PKK'nın önceki gece Irak sınırındaki Dağlıca Taburu'na emniyet sağlayan Türk birliğine yönelik olarak gerçekleştirdiği menfur saldırı, Türk milletini derin bir yasa boğmuştur. Şehitlerimize Tanrıdan rahmet, ailelerine sabır, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Büyük Türk milletinin başı sağ olsun...

Saldırının   perde   arkasında   hangi   gücün   olduğu,   herkes tarafından bilinmektedir. Daha düne kadar Türk subaylarının postallarını yalayan Irak'ın kuzeyindeki Çapulcubaşı, bugün kendisine omuz veren bu gücün desteği ile Türkiye'ye   kafa   tutuyor  ve   bölgede  bir  devlet  kurmayı   hayal   ediyor.  O Çapulcubaşı, hayatını Türkiye'ye borçludur ve unutulmamalıdır ki, Türkiye, kendisine kafa tutma cesaretini gösteren o yalakanın nefes borusunu kesebilecek güçte ve   kararlılığa  sahiptir.   O   Çapucubaşı nın,   kurduğu   hain   pusular ile ülkemizde kalleşçe katliamlarda bulunan terörist örgüte verdiği  destek asla karşılıksız kalmayacaktır. O Çapulcubaşı, Bağdat'ı mesken edinen diğer yalama Çapulcubaşı   ile  boğaz boğaza  geldiği  dönemlerde  kurtarılması için  adeta Türkiye'ye yalvarmıştır. Türkiye o gün için bu sinsi insanın bu kadar kişiliksiz ve haysiyetsiz olduğunu anlayamamış ve kendisine yardım elini uzatmıştır.

Bugün Irak'ı işgal eden güçlerin ilelebet bölgede kalmayacağı açıktır ve Türkiye'yi her fırsatta arkadan vurmayı amaç edinen o Çapulcuların, ağababalarının koruması altında ne kadar süreyle hayatta kalabilecekleri de meçhuldür. Türkiye, işgal güçlerinin bölgeden çekilmesini mi bekleyecektir? Tabi ki, hayır!.. Kimse Türk milletinin sabrını sınamaya kalkmasın!.. Sabır taşı çatlamak üzeredir, hatta çatlamıştır ve hesap günü geldiğinde Türk milletini hiçbir güç durduramayacaktır!..

Bu noktada, şu soru akla geliyor: "Acaba, işgal güçleri, kendi oyuncağı konumunda bulunan Kürtleri çok mu seviyorlar veya onların "insan" haklarını korumaya mı çalışıyorlar? kendisini dünyada tek güç olarak gören o malum ülke, Ortadoğu, Kafkaslar ve Orta asyadaki enerji kaynaklarına sahip olma projesini hayata geçirebilmek için, bölgede yeni "yapay" müttefikler bulmaya ve yeni "İsrailler' kurmaya çalışıyor. Halbuki, bu strateji yanlışlığı elindeki İsrail in de yok olmasına neden olabilecektir. Ancak, yanlış yerde kendisine müttefik arıyor. Bu arada, bu ülke. bugün asırlardır kendisine kol kanat geren Türkiye'ye ihanet eden bir şebekenin yarın kendisine de ihanet edeceğini idrak edemiyor. Bu ülke, ayrıca, gönlündeki Çapulcu devletini kurmaya çalıştığı toprakların tarih boyunca Türk yurdu olduğunu ve bunu değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyeceğini de anlayamıyor.

Her Türk, bayrağını ve toprağını korumak için kanının son damlasına kadar savaşacak güç ve kararlılığa sahiptir!.. 1926 Ankara Antlaşmasına göre, Türkiye bölgede "Garantör  ülke konumundadır. Türkiye, I974'de Kıbrıs Türklerini korumak için nasıl harekete geçtiyse, bugün de aynı kararı alabilecek güçledir. Musul-kerkük bölgesi Ankara Anlaşması ile Türkiye Cümhuriyeti tarafından "Irak Devleti ne bırakılmıştır. Bugün, Irak'ta devlet diye bir şey kalmamıştır ve Türkiye için fiili olarak bölgeye müdahale hakkı ortaya çıkmıştır.

Türkiye'nin, kendisine yönelen terör tehdidine, Türkmenlerin katledilmesine ve bir oldu-bittiye seyirci kalması söz konusu olamaz. Harekete, Habur Sınır Kapısı'nın kapatılması ve bölgeye verilen elektriğin-suyun kesilmesi ile başlanmalıdır. Bölgede yuvalanan teröristler ve kendilerine, lojistik destek sağlayan işbirlikçi çapulcular, kısa sürede gerçeği kavrayacaklar ve tekrar Türkiye'ye yalvarmaya başlayacaklardır.

Günümüzde Musul-Kerkük bölgesi olarak bilinen Osmanlı imparatorluğu nun Musul Vilayeti; yaklaşık 1500 yıldan buyana Türk yurdudur ve Anadolu'dan önce Türkler tarafından yurt olarak belirlenmiştir. Oğuz boyları olan Kerkük Türklerinin yerleştikleri bölgeler, Musul, Erbil, Kerkük ve kısmen Diyale'yi kapsamakladır. Bölgedeki bütün kültürel ve askeri yapılar ile mezarlıklar Türk milli kültürünü açıkça ortaya koymaktadır. Çapulcuların ise. bölgede, birkaç "ahır" dışında kültürel herhangi bir eseri yoktur, Çünkü onlar, sinsi planların uygulanmsı için bu topraklara sonradan getirilmişlerdir.

Ankara Antlaşması; Türkiye Cumhuriyeti, İngiltere ve İngiliz mandası altındaki Irak Krallığı arasında 1926 yılında Ankara'da imzalanmış ve TBMM, Irak Meclisi ve İngiliz Avam Kamarası tarafından da onaylanması sonrasında yürülüğe girmiştir. Anlaşma, Irak Devleti'nin sınırları ile ilgili olarak taraflara "Sınır Ötesi Sıcak Takip" imkanı da tanımaktadır. Anlaşmaya göre. Irak'ın "toprak bütünlüğünün bozulması" veya "sınırlarının değiştirilmesi" halinde anlaşmaya taraf ülkelerin 1926 öncesi haklarının kullanımı söz konusu olabilecektir.

Irak, 1925 Anayasası nda ve 1932 yılında Birleşmiş Milletlere üye olması dolayısıyla yayınladığı bildirgede; Kerkük ve diğer bölgelerde yaşayan Türkmenleri, Araplar ve Kürtler ile birlikte Irak'ın üç asli unsurundan biri olarak kabul etmiştir. Bugün ise Türkmenler yok sayılmaktadır. Irak'ta, bugüne kadar Türkmenlerin sistematik olarak asimile edilmesine ve bölgenin Araplaştırmasına çalışılmıştır. Bir süredir de, toplama insanlarla Türk yurdunun Kürtleştirilmesine çalışılmaktadır.
1921 den beri Irak ın kuzeyinde kukla bir devlet kurmak için her türlü ortamı hazırlayan emperyalist güçler, Bölgenin güvenliğini de  daha kolay katliam yapabilsinler  diye çapulculara bırakmışlardır.

Türkmenlerin, yapay süreçlerle Çapulcubaşı nın kontrolüne bırakılan bölgede azınlık haline getirilmesi, hiçbir uluslararası hukuk kuralı ile bağdaşmamaktadır.

Türkiye'nin üzerinde oynanan oyunlar açıktır. Türk askerlerine yönelik
olarak gerçekleştirilen son saldırı, bu oyunları bir kez daha tüm çıplaklığı ile ortaya çıkarmıştır. Zira. PKK'nn bu saldırıyı tek başına gerçekleştirebilecek imkanı yoktur. Bu kanlı örgüte, hangi gücün sahip çıktığı bilinmektedir. Irak'ın kuzeyindeki Çapulcubaşı ve Bağdat ı mesken edinen diğer Çapulcubaşı nın saldırı sonrasında yaptıkları açıklamalar da, arkadaki gücü açıkça ortaya koymaktadır.

Tüm dünya Türklerinin, hedefteki Türkiye üzerinde oynanan bu oyunlara karşı dik duracaklarını biliyoruz ve dünya Türklerini birlikle mücadeleye çağırıyoruz.

OĞUZ BOYU KÜLTÜR DERNEKLERİ FEDERASYONU