Irak Türkleri, Türkmeneli

Sunday
Feb 05th
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

İki Feryat - 5. Bölüm

e-Posta Yazdır

Barzani olunca davul zurna çalıyorlar, bize gelince susuyorlar!
Türkmen aydın Prof. Dr. Suphi Saatçi'den medyaya sitem:
"Barzani olunca davul zurna çalıyorlar, bize gelince susuyorlar!"
"Kürt liderler işbirlikçi olmanın sıkıntısını yaşıyor"
"ABD bize kaba ve maganda üslupla yaklaştı"
ABD'NİN, 2003 yılında Irak'ı işgal etmesi tüm dengeleri değiştirmişti. Aradan altı yıl geçti. Şimdi Washington yönetimi, askerlerini çekme hazırlığı yapıyor. Yani dengeler yeniden şekilleniyor. Bu durumdan en çok rahatsızlık duyanlar ise Kürt gruplar. Üstüne üstlük bir de son seçimlerde umdukları sonucu alamayan Talabani ve Barzani'nin partileri, ülkedeki diğer grupların hedefi olmaktan çekiniyor.
Türkmen aydınlardan Prof. Dr. Suphi Saatçi de bu noktanın altını çiziyor. Kerkük Vakfı Genel Sekreteri ve Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saatçi
'ye göre, Kürt gruplar bir yandan 6 yıl boyunca diğer gruplara kötü davranmanın, diğer yandan da işbirlikçi pozisyonuna düşmenin sıkıntısını yaşıyor. Prof. Saatçi, Türkiye'deki bir grup medyaya da şu sözlerle sitem ediyor: "Kürt grupların hilelerle kazandıkları başarıları bazıları davul zurnayla Türkiye'ye duyuruyordu. Ancak son dönemde çıkan sonuçları ve bu grupların hayal kırıklığını yansıtmadılar bile..."

İşte Prof. Dr. Suphi Saatçi'nin sözleri:


Irak'ta dengelerin yeniden şekillenmeye başladığı bir süreçteyiz. Şu an bölgede nasıl bir tablo var?
Halen en büyük sıkıntı, devlet otoritesinin her yerde hissedilmemesi. Mesela Kerkük'te bütün icraatlar, kuzeydeki iki Kürt grubunun partisi tarafından yürütülüyor. Merkezi hükümet itiraz etse de, dinleyen yok. Kerkük'te yüzde 32'şer eşit paylaşım olsun denildi. Ancak bunun uygulaması bile yapılmıyor. Hala işgal edilen evler, araziler iade edilmiyor. Haksızlığa uğrayanların dosyaları incelenmiyor. Baskıları merkezi yönetim ve Ulusal Muhafız Ordusu'nun önlemesi lazım.

Bir yandan seçimler yapılıyor, diğer yandan sayım ve referandum var. ABD'nin de ülkeyi terk etmeye hazırlandığı düşünüldüğünde, nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?
Bu yıl Kerkük'ün statüsü tespit edilecek. Referandum, sayım ve mahalli seçimler var. Eğer merkezi hükümet gerekli kontrolü sağlayamazsa, yine haksızlık kaçınılmaz ve sonuç bizim aleyhimize olur. Erbil, Süleymaniye, Dohuk ve Kerkük'te mahalli seçimlerin daha sonra yapılması kararlaştırılmıştı. Kürt gruplar, Musul, Diyala, Selahaddin ve Bağdat'ta çıkan sonuçlardan hiç memnun olmadılar; hatta hayal kırıklığı yaşadılar. Tabii bu Türkiye gündemine pek yansımadı. Eskiden bu grupların baskıyla, hileyle aldıklarını davul zurnayla Türkiye'ye duyururlardı. Bir baktık ki, yaşadıkları hayal kırıklığı Türk basınına yansımıyor bile. Bunları savunan yazarların sesi soluğu çıkmıyor. Şimdi, Kerkük'te aynı şekilde tarafsız seçim yapılırsa, bu gruplar yine hüsrana uğrayacaklar. Bunu engellemek için, merkezi hükümetle ilişkileri bozup, işleri çatışma noktasına getirmeye yelteniyorlar.

Bu noktada, Türkiye'nin tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, Irak'ta merkezi hükümeti destekliyor ve Irak'ın toprak bütünlüğünü savunuyor. Sadece Türkmenlere değil, Kürtlere, Araplara ve diğer gruplara eşit mesafede durmaya özen gösteriyor. Bu önemli.

ABD'nin askerlerinin büyük kısmını çekmesi süreci nasıl etkiler?
Irak halkı, ABD'nin demokrasi getireceğini sanıyordu. Umut ve sempati vardı. Ancak ABD'nin sergilediği tavır adilane olmadığı gibi, biraz kaba ve maganda üslubuyla oldu. Tek müttefik olarak Kürtleri kucakladılar. Bu yanlış strateji ters tepti. Yüzde 15'lik kesimi bir yana koyarken, yüzde 85'in tepkisini çektiler. Sergilenen direniş, ABD için sıkıntı yarattı. "Bu coğrafyadan çekileceğim" demek zorunda kaldılar.

Bu adım Irak'ın kuzeyindeki yönetimin tavrını nasıl değiştirdi?
Bu karar, Kürt grupların hoşuna gitmedi. Çünkü onlar, ABD'yi koruyucu olarak görüyordu. Irak halkının gözünde ‘işbirlikçi' durumuna düştüler. Bin sene kardeşçe yaşayan insanlardan bir kısmının işbirlikçi olmasına saygı duyulmaz. Şimdi Kürt grupların endişesi, bir hesaplaşmanın başlaması. Biz temenni etmeyiz ama adilane bir paylaşım olmazsa, bu hesaplaşmanın olması kaçınılmaz! Kürt kardeşlerimiz bile yönetimden şikayet etmeye başladı.

Kerkük'ün yapısı sürekli gündemde. Orada durum nasıl?
"Kerkük bizimdir" diyen yönetimin hiçbir yatırımı yok. Kerkük dünyanın en fazla petrol üretilen 5. kenti. Ancak petrol gelirlerinden yararlanamıyor. Su yok, elektrik yok, benzin yok. Belediye hizmetleri durdu. Kanalizasyon yok, çöpler toplanmıyor. Başka yerlere 5 yıldızlı oteller yapılıyor, Kerkük'te gelişmenin önüne geçiliyor. Bu tabloyu oluşturan yönetim, bölgedeki insanları nasıl mutlu edebilir?
Bundan sonra ne yapılmalı? Bölgedeki Türkmenler, Araplar, Kürtler ve diğer gruplar Türkiye'den ne bekliyor?
- Türkiye aktif davranmalı. "Asker gönderilsin" demiyoruz. Politik açıdan gerekli girişimler yapılmalı.
- Irak'a sadece Habur'dan değil, Tel Afer üzerinden geçiş imkanı da sağlanmalı.
- Ekonomik açıdan Türkiyesiz bir Irak hiçbir şey yapamaz. İğneden ipliğe her şey Türkiye'den geliyor. Türkiye'nin Irak'taki tüm gruplara eşit mesafeli duruşu sürmeli. Bu güveni ve sempatiyi artırıyor. Ancak Türkmenler göz ardı edilmemeli.
- Artık bölgenin teröristlerden temizlenmesi gerekiyor. Irak bunu yapamayacaksa, Türkiye tavrını koymalı.
- ABD'nin ayrılacak olması, Türkiye'nin önemini daha da büyütüyor. Türkiye'nin bilgisi ve rızası dışında hiçbir yapılanma burada mümkün değil, bu anlaşılıyor. Türkmenler de Türkiye'nin ilgisinin sürekli olmasını istiyor.

Türkmenler gecede buluşacak

TÜRKMENLER, Türkiye'de de birlik ve beraberlik içinde hareket ediyor. Geçtiğimiz günlerde "Türkmen Basın Kurultayı"nı İstanbul'da gerçekleştiren Türkmenler, bu kez düzenlenecek bir gecede buluşacak. "Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği"nin, Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı'nın katkılarıyla düzenlediği "Türkmen Gecesi", 15 Mayıs'ta Ankara'da yapılacak. Devlet erkanının da katılması beklenen Milli Eğitim Şura Salonu'ndaki gecede, Türkmen türküleri söylenecek, oyunlar sergilenecek.
 
*****

Azeri STK'larının Başkanı Rauf Zeyni:
"Birbirimizin çıkarını hiçbir şeye kurban vermemeliyiz"
"Ermeni sınırı açılırsa, Türkiye kendi çıkarına darbe vuracak"
TÜRKİYE ile Ermenistan, ilişkileri 'normalleştirme' konusunda yol haritasını belirledi. Karabağ meselesinden dolayı konuya çok hassas yaklaşan Azerbaycan ise gelişmeler karşısında endişeli. Ankara'ya sitemkar mesajlar gönderilirken, bazı sorunlar aşılmadan atılacak adımın, tarihi bir hata olacağı vurgulanıyor.
Azerbaycan'ın Milli Sivil Toplum Örgütleri Forumu Başkanı Rauf Zeyni ile görüştüğümüzde henüz ortada Dışişleri Bakanlığı'nın açıklaması yoktu. Türkiye
'deki Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) benzeri büyük bir teşkilata öncülük yapan Zeyni ise ne kadar endişeli olduklarını daha önce Tercüman'a sitemkar sözlerle açıklamıştı.
STK Örgütleri Forumu, Azerbaycan'ın iktisadi yapısı kadar, siyasetinde de etkin bir yer. Buradan çıkan birçok isim, bugün siyasi kulvarda etkin konumlarda bulunuyor. Forumun bünyesinde 510 kuruluş var. Bundan dolayı Zeyni'nin sözleri, sadece Azerbaycan'ın iş dünyasının değil, siyasetin ve kamuoyunun bakışını yansıtması açısından önemli. İşte Zeyni'nin, Türk halkına da mesaj niteliğindeki sözleri...
Kardeş iki ülke arasına kimsenin beklemediği bir kırgınlık yaşandı. Şimdiye kadar daha çok siyasetçiler konuyu tartıştı. Azerbaycan'daki sivil toplum örgütlerinin bakışı nasıl bu tartışmalara?
Sınırların açılması görüşmeleri aslında geçen seneden bu yana sürdürülüyor. Biz de "Türkiye'deki iktidar ve Türk halkı böyle bir şeyi kabul edebilir mi?" diye merak yaşıyorduk. 7 Nisan'da bizim sivil toplum örgütleri bir itiraz kampanyası başlattı. Bizim foruma üye olan-olmayan yüzlerce kuruluşumuz tepki mesajını imzaladılar. Bütün imzaları Ankara'da yetkililere verdik. Bizim ilişkiler yüzyıllar boyu, "bir millet- iki devlet" anlayışıyla sürdü. Sevinci sevincimiz, kederi kederimiz olan iki devlet, birbirinin çıkarını hangi konuda kurban verebilirler? Güney Kafkasya üzerinde ABD'nin de, Rusya'nın da, Fransa'nın da çıkarı ve ilgisi var. Azerbaycan ile Türkiye'nin birbirleriyle ilgili böyle bir hesabı olabilir mi? Sürekli birbirimizin çıkarlarını müdafaa etmiş, hassasiyetlerini göz önünde tutmuş ülkeleriz. Azerbaycan topraklarının yüzde 20'si işgal altında. Bu topraklarımızı işgal eden, Türkiye'nin topraklarına göz diken, Ağrı Dağı'nı Ararat olarak devlet kimliğine ekleyen Ermenistan'a mı bu çıkarlar kurban verilecek? Olmaz!Türkiye'den bu konuda ne bekliyor Azerbaycan iş dünyası?
Bizim forumda 510 kuruluş var. Ayrıca bize üye olmayan bağımsız sivil toplum örgütleri de dahil, hepimizin beklentisi ortak. Karabağ sorunu çözülmeden, Azerbaycan topraklarındaki işgal sona ermeden Türkiye-Ermenistan sınırı açılmamalı. Azerbaycan Türkleri, milli hislerle hareket ediyor. Herkes aynı görüşte. Ermeniler iddialarından vazgeçmediği sürece atılacak adıma Türk milletinin razı olmayacağına inanıyoruz. Biz, yalnız birbirimize sarılarak ve sığınarak düşmanlarımıza karşı galip gelebiliriz. Bütün çıkarlarımızı ancak böyle koruyabiliriz.
Hem Sayın Cumhurbaşkanı hem de Sayın Başbakan, "Karabağ sorunu çözülmedikçe sınır açılmayacak" dediler. Bu mesajlar Azerbaycan halkını tatmin etmedi mi?
Biz, mesajlarımızda Cumhurbaşkanı Gül'e ve Başbakan Erdoğan'a endişelerimizi bildirdik. Onlar da beyanat verdiler ki; "Böyle bir şey olmaz. Karabağ meselesi hallolmadan sınır açılmaz." Ancak gelişmeleri izliyoruz. Biz, sadece Azerbaycan'ın çıkarlarını söylemiyoruz; Türkiye'nin çıkarlarıyla da ilgiliyiz. Çünkü Türkiye, Ermeinstan sınırlarını açmakla, önce kendi çıkarlarına darbe vuracak. Biz de 100-200 yıl önce Ermenilere yer verdik, sonra topraklarımıza sahip çıktılar, bunu hatırlatırım.
Sınır açılırsa, Azerbaycan iş dünyasının tavrı ne olacak? Türkiye mallarına boykot söylentileri doğru mu?
Bu tamamıyle yalan. Bu söylentileri yayanların kimlerin çıkarına hizmet ettikleri malum. Azerbaycan, Türk işadamları için en rahat memlekettir. İki milletin muhabbetinde hiçbir zaman küskünlük olmaz. Ancak, itirazlarımız daha da keskinleşir. Çünkü biz bu şartlarda sınırların açılmasına anlam veremiyoruz.

İşte o bildiri
Azerbaycan'da STK'ların imzaladığı uzun bildiride şu cümleler dikkat çekiyor:
"Serhadlerin açılması işgalci Ermenistan'a 'ikinci nefes' verecek, onun mevkisini güçlendirecek, bu devleti Dağlık Karabağ'a bağlı konularda daha agresif çıkışlar sergilemeye yöneltecektir. Aynı zamanda şüphe etmiyoruz ki, bundan sonra da Ermenistan kardeş Türkiye'ye karşı yalan soykırımı ithamlarından ve toprak iddialarından el çekmeyecektir!"