Irak Türkleri, Türkmeneli

Sunday
Feb 05th
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

İki Feryat - 4. Bölüm

e-Posta Yazdır

Türkmenlerin haykırışı: "Barzani'ye verilenin 10'da birini bekliyoruz", "Hiç olmazsa Ovaköy açılsın!"


Türkmenlerin haykırışı:

"Barzani'ye verilenin 10'da birini bekliyoruz"

"Hiç olmazsa Ovaköy açılsın!"

GÖZLERİ ve gönülleri Türkiye'de Türkmenlerin. Ama sitemleri, ülkeyi yönetenlerin yüreğine ok gibi saplanacak türden. "Sözde" değil, "özde" destek bekliyorlar.

"Madem Habur kapatılmıyor, o zaman Türkmenlerin yaşadığı yerlerden Tel Afer'e giden Ovaköy Sınır Kapısı da açılsın" diyorlar.

"Barzani'ye sağlanan katkının sadece onda birini bekliyoruz" mesajı veriyorlar.

"Peşmergeler Türkiye'nin güvenliğini tehdit ederken, biz güvencesiyiz" ifadesini kullanıyorlar.

Türkmeneli'nde feryada dönüşen bu sözler artık Ankara'dan dillendiriliyor.

Türkmeneli Kültür ve Yardımlaşma Derneği Ankara Şube Başkanı Mahmut Kasapoğlu, Irak'ın kuzeyinde yaşadıkları sıkıntıları anlatıyor önce. "Atatürk'ten sonra Irak Türkleri'ne yönelik ilgi ve destek giderek azaldı. Hatta son yarım asırdır politika, fazla ilgilenmeme üzerine kurulu" derken, yapılan stratejik hataları şöyle sıralıyor:

Kerkük düşerse, Güneydoğu tehlikeye girer!

"ABD niye bugün Ortadoğu'da? Washington'u oradan koruyor! İngilizlerin Basra'da ne işi var? Londra'yı koruyor! İsrail, düşmanını nerede olsa vuracağını söylüyor. Türkiye'nin de şunun idrakine varması lazım. Türkiye'nin savunması, yurt içinden değil, haritasının dışından başlar. Kerkük neden Türkiye'nin kalesi? Çünkü orada Türkmenler yok olursa, Güneydoğu tehlikeye girer. Türkiye'nin Kerkük'ten sonra Sivas'a kadar kalesi yoktur! Bugün neden Barzani oradan horozlanıyor, nasıl Diyarbakır'a bile müdahale ediyor? Niye bölge bu hale geldi? Türkiye'nin çekingenliğinden, dış politikaya bakışından. Yaşananlar karşısında neden bu kadar sessiz kalındığını anlamak zor. "

"Hiç olmazsa Ovaköy açılsın!"

"Biz bölgede Türkiye'den farklı bir statü istemiyoruz. Hiç olmazsa, diğer gruplara sağlananlar bize sağlansın" diyen Kasapoğlu'nun sözleri aslında dengelerin ne kadar hassas olduğunun da kanıtı. Türkmenlerin bulunduğu bölgeye giden Ovaköy'ün neden açılmadığını sorguluyor Kasapoğlu ve şunları söylüyor:

"Habur Kapısı, Irak tarafından KDP'nin kontrolünde. Bir dönem 'Habur kapatılsın' denildi. Ancak Türkiye'nin ali menfaatleri söz konusu olduğundan kapatılmadı. İyi de bir de Ovaköy Kapısı var orada. Türkmenlerin yaşadığı Tel Afer'e gidiyor. Türkiye hiç olmazsa Ovaköy'ü açsın. Bugün Türkmenler, bulundukları yerlerde sindiriliyor. Erbil atabey diyarıdır, Türkmendir. Akkoyunlu, Karakoyunlu devlet kurmuş orada. 1970 başlarına kadar bir tane Kürt kökenli vatandaş göremezsiniz. Sabah gelir, mallarını satarlar ve akşam da giderlerdi. Şimdi 'Gücüm var, Erbil benim oldu' diyebiliyorlar."

"Barzani'ye sunulan imkanlardan 10'da biri verilsin"

Bölgedeki imkanların Barzani yönetimine sunulduğunu iddia eden Kasapoğlu, "Devletin buna dur demesi lazım. Madem Türkiye'nin ayrımı gayrımı yok, hiç olmazsa Barzani yönetimine verilen imkanların 10'da biri Türkmenlere verilsin. Açın Ovaköy'ü, 'Alın, ticaretinizi yapın' denilsin. Kanımız, canımız, dinimiz, tarihimiz, kültürümüz aynı" diyor.

Tel Afer'den Mendelli'ye kadar Türkmenlerin yoğun olduğunu anlatan Kasapoğlu, "Ancak seçimde Türkmenler oy kullanıyor, bu oyları peşmerge sayıyor. Türkiye, mutlaka uluslararası bir komisyona öncülük yaparak çalışmalarda yer almalı. Ayrıca, şu an Irak Anayasası da, yönetimi de geçici. Türkiye, ağırlığını koyabilse Türkmen bakanlar bile olurdu. Ancak Ankara, geçici Anayasayı kabullenip, kanaatkar davrandı. Türkiye'nin bu topraklarda bin yıl daha var olması için, savunmasını Kerkük'ten başlatması, buna uygun politika üretmesi lazım."


Türkmeneli'nde nüfus oyunu!

TÜRKMENLER, tarih boyunca birçok devletin kuruluşunda önemli rol oynadı. Ancak son yarım asırlık süreçte adeta yok sayılmaya çalışıldılar. 1957'de yapılan ve sonuçları iki yıl sonra açıklanan sayımda Irak'ta Türkmenlerin sayısı yaklaşık 567 bin kişi olarak belirlendi. Bu oran, tüm Irak nüfusunun yüzde 10'una denk geliyordu. Ancak garip bir şekilde nüfus oranı kayıtlarda yüzde 2 olarak gösterildi. Buna rağmen, Irak'taki nüfus artış hızının yıllık yüzde 3.3'e yaklaştığı hesap edildiğinde bile nüfusun bugün 2 milyonun üzerinde olması gerekiyor. Kerkük, Erbil, Musul, Selahattin ile Diyala, Türkmenlerin yoğun olduğu yerler.

Saddam Hüseyin'in 1997'de yaptırdığı sayımda Türkmenlerin nüfusu 2.5 milyonu buldu. 650 bin nüfuslu Kerkük'te 334 bin Türkmen yaşadığı ifade edildi. Ancak resmi rakamlara bunlar yansıtılmadı. Kerkük'te Türkmen nüfus sadece 60 bin olarak belirtildi.

ABD işgalinin ardından ise tam anlamıyla bir senaryo devreye sokuldu. Kerkük'te ilk basılan yerler Nüfus ve Tapu Müdürlükleri oldu. Kürt grupların talan ettiği binalarda kayıtlar yok edildi. Ardından hızla Kürt gruplar Kerkük'e taşınırken, buradaki Türkmenler ve Araplar zorla göç ettirildi. Nisan 2003'te 870 bin kişi olduğu söylenen kent nüfusunun, göçlerin ardından bir an da 1.3 milyona çıkması dikkat çekti.



*****

Ermeni çetelerine karşı Kadın Taburu!

Doç. Dr. Halilova, o günleri anlattı:

"Kadınlarımız onurları için şehit düştü!"

ERMENİLERİN

Karabağ'ı işgal ettiği yıllar...

Şehirlerden gelen katliam ve işkence haberleri hançer gibi saplanır Azerbaycan Türklerinin kalbine. Artık yaşananlara kadınlar da isyan eder. Doç. Dr. Hanım Halilova, kadınlardan oluşan bir tabur kurarak mücadeleye girişir. İki amacı vardır; hem Azerilerin yaşadığı yerleri korumak hem de vahşete sessiz kalan dünyanın dikkatini çekmek...

Bugün Ankara Üniversitesi'nde ders veren Doç. Dr. Halilova, o günleri bütün sıcaklığıyla Tercüman'a anlattı.

"Katliamlar dünyanın gözü önünde oldu"

"Türkiye'yi sözde soykırımla suçlayanlar, 20. asrın sonunda Azerbaycan'da yapılanlara hiç ses çıkarmadılar. Topraklarımızın yüzde 20'si işgal edildi, insanlar katledildi ama herkes sustu" diyen Halilova, Hocalı katliamına giden süreci şöyle anlatıyor:

"Yönetimde Muttalibov vardı. Rus yanlısıydı. Ben ona 'Milli meselede iktidar-muhalefet olmaz. Bir meselemiz var; O da vatanımızı korumak. Gel bu işi birlikte çözelim' dedim. Ama o bizle bir araya gelmedi. Hocalı'da 25-26 Şubat 1992'de katliam yapıldı. Savaşta asker, askerle çatışır. Ama orada gece uyuyan sivilleri öldürdüler, çocukların kafasını kestiler. Birçok insan yollarda donarak öldü. Bu olaylar kamuoyundan üç gün gizlendi. Sonra görüntüler geldiğinde, tecavüzleri, insanların derilerinin yüzüldüğünü, çocukların kafasının kesildiğini gördük. Ben tabut taşıdım o dönem. Sonra da kadınları bir araya getirdim."

"Kadın Taburu kurduk"

1993'te Kelbecer de işgale uğramıştır. Bunun üzerine tepkisini ortaya koyarak, "Kadın Taburu kuracağız" diyen Doç. Halilova, "Binlerce kadın toplandı. 'Biz kadın taburuna yazılacağız' dediler. Üzerimize askeri kıyafetleri giydik ve işe koyulduk. Hem askerlerimizi ziyaret ediyor, hem de yemek ve kıyafet desteği sağlıyorduk. Erkeklerle birlikte savaşıyorduk. Düzenli bir ordumuz yoktu. Oysa Ruslar, Ermenileri destekliyordu. Biz yalnızca Türkiye'ye güveniyorduk. Savaşta birçok insan gibi kadınlarımız da şehit oldu."

"Karatel, onuru için öldü"

Çok acı günler yaşamış Doç. Dr. Halilova. Karatel'in öyküsünü anlatırken de aynı duygusallığı taşıyor:

"Ermenilerle çatışma sırasında Karatel ayağından yaralandı. 'Hiçbir Türk kadını, düşmanın eline düşmez' deyip, silahı kafasına dayayarak tetiğe bastı. Düşmanın namusuna dokunmasındansa, Türk kadınlar için ölmek onurdur. Kadınlar böyle mücadele ediyordu. Kubatlı bölgesinde de, Ermenilerin eline düşeceğini anlayan kadınlarımız, dağdan kendilerini atmışlardı. Türkiye'nin, Kurtuluş Savaşı sırasında nasıl kadınları, erkekleriyle omuz omuza savaştıysa, Ermeni işgali sırasında da biz aynı şekilde hareket ettik."

"Türkleri de, Kürtleri de yok ettiler!"

Nüfus oyununa da işaret eden Doç. Dr. Halilova, "Vaktiyle Erivan Hanlığı vardı. Buranın yüzde 80'i Azerbaycan Türk'ü idi. Ancak Stalin döneminde buradaki Türkler göç ettirildi. Bugün orada bir tane Türk yoktur. Kürt de bulamazsınız. Ermeniler onları da yok etti. Şimdi işgal altındaki yerler için 'referandum yapalım' diyorlar. Türkiye hassas davranmalı. Ermeniler, iddialarından ve işgalden vazgeçmedikçe sınır açılmamalı" diyor.

Elçibey'in Türkiye inancı!

Doç. Dr. Halilova, merhum Ebulfeyz Elçibey'le ilgili şu anekdotu da aktarıyor:

"Merhum Elçibey'in o dönem iki amacı vardı; biri Rus Ordusu'nun Azerbaycan'dan çıkarılması, diğeri Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı. 'Rus Ordusu çıkınca, bizim kendi ordumuz olacak. Türkiye bizim askerimizi eğitecek' diyordu. Bakü Ceyhan hattıyla da Türkiye'nin büyüyeceğine inanıyordu. Petrol olursa Türkiye, Türk dünyasını buluşturur' demişti."

KUTU: ANEKDOT

Kafkaslarda nüfus oyunu

SON

iki asırda yaşananlar, Kafkaslardaki demografik yapının nasıl değiştirildiğinin kanıtı. Belgelere göre, 1825-1826 yıllarında İran tarafından 18 bin Ermeni, bugün Ermenistan'ın bulunduğu bölgeye gönderildi. Birkaç yıl sonra bu kez Rusya ile İran arasında Türkmençay Anlaşması imzalandı. Anlaşmaya göre, Gacar yönetimindeki 50 bin Ermeni, Aras Nehri'nin kuzeyine ve Karabağ'a yerleştirildi. Osmanlı-Rus savaşı sırasında sayıları 100 bini bulan Ermeni nüfusu Erivan, Nahçıvan başta olmak üzere Kafkaslara gönderildi. 1. Dünya Savaşı'nda da çok yoğun bir Ermeni nüfusu bölgeye aktı. Ermenistan'ın kurulmasına uzanan süreç böyle yaşandı. Türkler ise Kafkaslardan Sibirya'ya ve başka yerlere sürülerek on yıllar boyunca hedef alındı.

KUTU: "ÇIRPINIRDI KARADENİZ" KİME YAZILDI?

Doç. Dr. Hanım Halilova, ilginç bir detayı da Tercüman'la paylaştı. 1918'de Mehmet Emin Resulzade öncülüğünde ilk Azerbaycan devletinin kurulduğunu hatırlatan Halilova, "Ancak Bakü'de bu devleti yaşatamadık. Gence'de mücadele sürdü. Rusların buraya saldırma girişimi üzerine Osmanlı'dan destek istendi. O zaman 'Kafkas İslam Ordusu' adıyla Osmanlı ordusu Nuri Paşa komutasında Gence'ye geldi. Yüzlerce kurban kesilerek karşılandı Türk askerleri. Bu türkü de o zaman 'Selam Türk'ün Bayrağı'na' adıyla yazılmıştır. Yazarı Ahmet Cevad'dır. Besteleyen de Üzeyir Hacıbeyli olmuştur. Bu Osmanlı birliklerinin kumandanı Nuri Paşa'ya armağan edilmiştir" dedi. Türkü şu sözlerle başlıyor:

Çırpınırdın Karadeniz

Bakıp Türk'ün bayrağına

Ah ölmeden bir görseydim

Düşebilsem ayağına!

Sırmalar düz sağ soluna

İnciler dök gel yoluna

Fırtınalar dursun yana

Selam Türk'ün bayrağına