
İKİ FERYAT - YAZI DİZİSİ - 2. BÖLÜM
Batının görmediği katliamlar: Hocalı ve Kerkük
İsa Kamber: "Amaçları Kafkasları Türklerden temizlemekti"
TÜRKİYE'NİN haritada yerini bile bilmeyen parlamenterler, sözde Ermeni soykırımı iddialarını parlamentolarından geçirirken, daha çeyrek asır önce Türklere yapılan katliamlar karşısında adeta kör olup, sağır kaldılar.
Oysa, başta Hocalı ve Kerkük'te yaşananlar olmak üzere sayısız olayda, çok sayıda insan işkenceler sonucu yaşamını yitirdi. Katliamların canlı tanıklarının anlattıkları ise yaşanan dramın kanıtı.
Karabağ'da Rus destekli etnik temizlik!
1992 yılıydı. 25 Şubat'ı, 26'ya bağlayan gece Ermeniler Hocalı'ya girdi. 3 bin Azeri Türkünün yaşadığı kentin dört bir yanından çığlıklar ve feryatlar yükseldi. Gecenin ilk saatlerinde sekiz aile bütün fertleriyle katledilmişti. Evler birer birer ateşe verilirken, genç yaşlı demeden insanlar işkencelere tabi tutuldu. Vahşetin görüntüleri, ihtiyar kadın ve erkeklerin yüzlerinin jiletlerle doğrandığını, genç kadınların göğüslerinin kesildiğini, bebeklerin kafa derilerinin bile yüzüldüğünü gösteriyordu. Resmi rakamlar, Hocalı'da 613 kişinin katledildiğini bildirse de, toplam sayının bin 300 kişiyi bulduğu öne sürülüyor.
Orman boyunca dizili cesetler
Hocalı ile Agdam arasındaki 12 km'lik orman boyunca dizili cesetleri ve yola düşen insanları görenler dramı canlı şahit oldu. Ermeni kurşunlarından kaçanlar, kar ve tipi altında dağları aşarak Agdam'a geldiklerinde durumları perişandı.
Katliamın duyulmasıyla, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ayaz Muttalibov adeta muhaliflerin hışmına uğramıştı. O dönem Milletvekili olan ve Parlamento Dış İlişkiler Komisyonu Başkanlığı yapan bugünün Musavat Partisi Genel Başkanı İsa Kamber de yaşananların en yakın tanıklarından biriydi.
"Rusların 366. Alayı Ermenileri destekledi"
Ermenileri cesaretlendirenin, Han kentinde konuşlanan Rusların 366. Alayı olduğunu iddia eden Kamber, yaşananları Tercüman'a anlatırken, "Bu savaş değil, katliamdı" diyor. Kamber, "Ermeniler 1915'i soykırım olarak nitelendirirler ama gerçek soykırım Hocalı'da oldu. Ermeniler, Dağlık Karabağ ve Karabağ'da etnik temizliğe girişmişti. Benim babam Karabağ doğumluydu, eşimin annesi de Erivan'lıydı. Ancak bugün oralarda Türk bırakmadılar" ifadesini kullanıyor.
"Büyük şok yaşadık!"
Olayların olduğu günlerde kendilerinin Belçika ve Almanya'da temaslarda bulunduklarını anlatan Kamber, ilk bilgiler geldiğinde vahşetin boyutlarının ortaya çıktığını belirtiyor ve süreci şöyle anlatıyor:
"Olayla sarsıldık. Oysa 20 gün önce parlamentoda durumu görüşmüş ve Cumhurbaşkanı Ayaz Muttalibov'u uyarmıştık. O da gerekeni yapacağını söylemişti. Ancak Hocalı'da ne kadın ve çocuklar kent dışına çıkarılmıştı ne de güvenlik önlemi alınmıştı. Hocalı'daki görüntüler gelince yüzlerce insanın boğazının, kulağının kesildiği görülüyordu. Biz hemen Halk Cephesi olarak Agdam'a gittik. Halk da daha fazla dayanamamış ve parlamentoyu kuşatarak Muttalibov'un istifasını istemişti. O da istifa etmek zorunda kaldı. Olayların ardından sağ kalanlarla konuşmak ve yaşananları duymak çok sarsıcıydı."
"Amaçları, Kafkasları Türklerden temizlemekti!"
Elçibey'in Haziran 1992'de iktidara gelmesiyle tablonun değişmeye başladığını belirten Kamber, o dönem artık Yüksek Meclis Başkanı'dır. Karabağ'da işgal edilen yerlerin yüzde 60'ının Halk Cephesinin çabalarıyla kurtarıldığını anlatan Kamber, 1993 yılında Elçibey'in görevden ayrılmasıyla sonuçlanan darbenin ise tekrar sorunları büyüttüğünü iddia ediyor. Mayıs 1994'te ateşkes imzalandığında Azerbaycan topraklarının yüzde 20'si işgal altında kalmıştı.
Dağlık Karabağ'ın, çok stratejik bir nokta olduğunu vurgulayan Kamber, "Stalin döneminde Ruslar, Kafkaslardan Türkleri temizleme çalışması başlatmıştı. Yüz binlerce Türk Sibirya'ya ve Azerbaycan'a sürüldü. Yani bu işgal, Kafkaslar'ın Türklerden temizlenmesi stratejisidir" iddiasında bulunuyor.
"Ermenistan iddialarından vazgeçmedi ki, sınır açılsın!"
Türkiye'nin, işgal ve katliamlar üzerine Nisan 1993'te Ermenistan sınırını kapattığını anımsatan Kamber, şu tespitleri yapıyor:
"Sınırı kapatma ve Ermenistan'la diplomatik ilişkileri durdurma politikasının bir ideolojisi vardı. Türkiye, Ermenilere şu şartları sıralamıştı:
- Karabağ'dan çekilin.
- Sözde soykırım iddialarından geri durun.
- Türkiye toprakları üzerindeki iddialarınızdan geri durun.
- Terör örgütüyle ilişkinizi kesin
16 yıldır bu süreç devam ediyor. Ermenistan, bugüne kadar hiçbir konuda geri adım atmadı hatta ileri gitti. Eminim, Karabağ sorunu çözülmeden Türkiye sınırını açmayacaktır. Türkiye'ye güveniyorum."
Bugün oralarda Türk kalmadı!
Karabağ'da yaşanan katliamlar öncesinde Anadolu ve Kafkasya'da bulunan Türkler, sık sık Ermeni çetelerinin saldırılarına maruz kaldı. 1920'lerde Nahçıvan'dan, bugün Ermenistan'ın başkenti olan Erivan yakınlarındaki Gence, Hacaparak, Uluhanlı, Hacıbayram, Haberbegli gibi Türk köylerine kadar birçok yer baskınlarla karşılaştı. Sovyetler döneminde Moskova'nın etkisiyle bu olaylar sürdü.
Ermeni çetelerin kurduğu ASALA da, 1974-1985 arasında 45 Türk diplomatını ve ailelerini şehit etmişti.
Mehmet Emin Resulzade kimdir?
Azerbaycan'ın ilk Devlet Başkanı... 31 Ocak 1884'te Bakü'de doğdu. Gazeteci ve Yazarlık yaptı. Birçok yayın organının kurucusuydu. Müsavat Partisi'nin de ilk lideri oldu. Çarlık Rusyası'nın yıkılmasının ardından 1918'de Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Milli Konseyi'nin Başkanı olan Resulzade, ülkesi 1920'de Kızılordu'nun işgaline uğrayınca hapse girdi. 1922'de göçmenlik dönemi başlayan Resulzade, Türkiye, Polonya ve Almanya'da Azerbaycan'ın istiklali uğruna mücadelesini ömrü boyunca sürdürdü. Atatürk'le de yakın diyaloğu olan Resulzade, 6 Mart 1955'te Ankara'da öldü.
****
Ahmet Muratlı, 1959 katliamını anlattı:
"Tek tek katledilenlerin ismi gelirdi!"
"Ata Hayrullah'ın şehadetini öğrenince yıkıldık!"
"Suçumuz Türk olmak mı?"
1920'DE Irak'ın Osmanlı'dan kopup İngiliz denetimine geçmesiyle, Türkmenler için zor bir dönem başlamıştı. İngiliz mandasındaki idareden krallığa; krallıktan cumhuriyete; cumhuriyetten Baas yönetimi ve Saddam'ın diktatörlüğüne ve bugün ABD güdümündeki yönetime kadar her dönem Türkmenler yok edilmek istendi. Bunun nedeni, hem Kerkük, Musul gibi Türkmen kentlerinin değeri hem de bazı grupların planlarına karşı Türkmenlerin dik duruşu ve Türkiye ile bağları oldu.
14-16 Temmuz 1959 tarihleri arasındaki Kerkük katliamı ise tarih sayfalarına en acı vakalardan biri olarak geçti. Irak'ta Cumhuriyetin ilanının birinci yıl dönümünde coşku yaşayan Türkmenlere şenlikler zehir olur. Kutlamalar sırasında başlayan katliam, 3 gün 3 gece sürer. Kadın-erkek, genç-ihtiyar yüzlerce kişi boğazlanır, iplerle caddelerde sürüklenerek katledilir... Sokağa çıkma yasağı nedeniyle evlerine kapanan çok sayıda Türkmen ve liderleri, evlerinden alınarak meydanlarda katledilmiştir.
7 yaşında katliam tanığı oldu!
Bugün Irak Türkmen Cephesi (ITC) Türkiye Temsilcisi olan Ahmet Muratlı, o katliamın canlı tanıklarından biri. Muratlı, olayları şöyle anlatıyor:
"7 yaşındaydım. Cumhuriyet'in yıl dönümünü kutluyorduk. Birden "Çatışma çıktı" dediler. Öğretmen olan babam Adil Taha hemen bizleri topladı. Dört kardeştik. Hemen topluca dedemlere gittik. Bizi evin altında karanlık bir yerde tuttular. Birileri evin kapısına geldi. Babamın o günkü sözleri hala aklımda; 'Biz dört şehit düşeriz' dedi. Üç gün üç gece karanlıkta bekledik. Haberler geliyordu. Liderimiz Ata Hayrullah'ın şehit edildiğini o zaman öğrendik. İnsanları hunharca katletmişlerdi. Anılarını hala düşünmek istemiyorum..."
Suçumuz Türk olmak mı?
"Suçumuz neydi o bölgede? Türk olmak mı? Biz herkesle barış içinde yaşadık ama mezalimlerle karşılaştık" diyen Muratlı, bugün de insanların her an bir katliamla karşı karşıya kalma endişesi taşıdığını vurguluyor. Muratlı, "Bize karşı sürekli bir silme ve sindirme politikası var. Gaspettikleri haklarımızı vermek gibi bir niyet yok. Ancak biz mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz" ifadesini kullanıyor.
Ulusal Meclis tarafından Kerkük'teki yetkilerin; yüzde 32 Türkmen, yüzde 32 Arap, yüzde 32 Kürt ve yüzde 4 diğerlerine verilmesi konusunda karar alındığını hatırlatan Muratlı, "Buna aykırı davranılıyor. Peşmerge milis güçleri Kerkük'te terör ve baskı estiriyor. Yüzde 32'lik oranı şehir geneliyle değil, her kurumda elde etmek istiyorlar" diyor.
"Türkiye bizi yalnız bırakmasın!"
Irak'taki etnik ve mezhebi çatışmaların Türkiye'yi de olumsuz etkilediğini hatırlatan Muratlı, "Türkiye'nin Türkmenleri yalnız bırakmamasını ve bugüne kadar olan desteğini sürdürmesini istiyoruz. Herkes, Türkiye'nin gücünün, bölgedeki huzurun güvencesi olacağı kanaatinde. Bu yıl Kerkük'te sayım ve seçim var. Endişemiz; Kuzey Yönetiminin bu hengamede bir oldu bitti çabasına girişmesi. Bunları ne Türkmenlerin ne Arapların kabulleneceğini hiç kimse düşünmemeli" dedi.
Her yönetim Türkmenleri yok etmek istedi!
KERKÜK'TE ilk büyük katliam 1924'te Asurilerden oluşan Livi Ordusu tarafından yapıldı. 4 Mart'ta, Büyük Pazar'da çıkan kavganın ardından halka rast gele ateş açıldı. 200 civarında Kerküklü şehit oldu ve yaralandı. Dükkanlar yağmalanarak ateşe verildi.
14-16 Temmuz 1959'daki Kerkük katliamı üç gün üç gece sürdü. Yüzlerce kişi katledildi.
31 Ağustos 1996'da Erbil'de Türkmen okullarına ve kültür merkezlerine saldırıldı. 34 Türkmen hayatını kaybetti.
1946'da Kerkük'teki Gâvurbağı Katliamı, 1979'da Birinci Tazehurmatu Katliamı, 1980'de dört Türkmen liderinin idamı, 1991'de İkinci Tazehurmatu Katliamı, 1991'de Altunköprü Katliamı Türkmenlerin yüreğini yaktı.
ABD işgalinin ardından da özellikle Tel Afer ve Tuzhurmatu'da yaşanan katliamlar, tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşti.
Ata Hayrullah'ı katlettiler!
1959'DAKİ Kerkük katliamında şehit edilenlerden biri de Türkmen lider Ata Hayrullah'tı. Anlatılanlara göre; 14 Temmuz 1959 gecesi, sokağa çıkma yasağı nedeniyle evinde ailesiyle gelişmeleri izleyen Ata Hayrullah, "Seni kumandan görmek istiyor" bahanesiyle alınarak kentin meydanına götürüldü. Kışlanın önünde bir ağaca bağlanan Ata Hayrullah'ın etlerini diri diri kesen caniler, ağır hakaretlerle Türkmen Lideri katlettiler. Zulme şahit olan Ata Hayrullah'ın kardeşi Yarbay Doktor İhsan Hayrullah da, o gece şehit olan Türkmenler arasındaydı.
Kerkük'e sokulan kamyonlar dolusu militan ve yağmacı, kentin tüm çarşılarını yağmaladı. Üç günlük sokağa çıkma yasağı sırasında aralarında Kasım Neftçi, Selahattin ve Mehmet Avcı kardeşler, Cahit Fahrettin, Abdullah Bayatlı gibi Türkmenlerin önde gelen isimlerinin de olduğu yüzlerce insan katledildi.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




