Irak Türkleri, Türkmeneli

Saturday
Sep 11th
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

İki Feryat - 1. Bölüm

e-Posta Yazdır

İKİ FERYAT  - YAZI DİZİSİ- 1. BÖLÜM

 

Karabağ ile Kerkük'ün feryadı!

Milli davalarda hicran yarası

Karabağ'da Rus; Türkmeneli'nde ABD ve İngiliz oyunu!

Azeriler ve Türkmenler, Türkiye'ye sesleniyor:

"Et, tırnaktan ayrılır mı?"

  

BİR yanda Karabağ, bir yanda Kerkük...

Feryatlar yükseliyor ikisinden de. Onlarca yıl önce açılan yaralar hala kanıyor. Yüreklerde acı, yanaklarda gözyaşı ve yıllardır süren derin bir hüzün... Dillerden acı sözler dökülüyor; ağıtlara dönüşmüş her biri...

Ezizim Garabağ'lı

Umudum gara bağlı;

Gökçe kimi meni de

Goyurlar gara bağlı.

Azerbaycan Türkleri, hem yitip gidenlerin yasını tutuyor, hem de yar Karabağ'a kavuşacağı günü bekliyor hala...

Biraz güneye inince başka bir dram çıkıyor insanların karşısına. Yıllarca zulümlere direnen, katliamlara göğüs geren Irak Türkmenleri, yine baskıyla karşı karşıya. "Türkmen kenti Kerkük"ü sahiplenmeye çalışıyor birileri... Aynı ağıtlar Kerkük için yükseliyor bu kez:

Kerkük'üm hasta Kerkük

Şerbeti tasta Kerkük

Alem keyifte, sefada

Sen kaldın yasta Kerkük...

Hepsi de, dünya politikalarını yönlendirmeye soyunan Türkiye'den, gözlerini ve gönüllerini kendilerine çevirmesini bekliyor. Biri "Karabağ'da işgal bitmeden sınırı açmayın" diyor, diğeri "Kerkük'ü ve Türkmenleri yalnız bırakmayın..."

Tercüman, "iki feryat"a kulak veriyor ve krizlerin, çözüm arayışlarının, tartışmaların gölgesinde iki dosyayı aralıyor...


SÖYLEM AYNI, POLİTİKA FARKLI!

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül:

"Azerileri üzecek bir adım atmayız. Karabağ sorunu çözülmeden olmaz."

TBMM Başkanı Köksal Toptan:

"1 milyon Karabağlı yerlerinden edilecek, biz Ermenistan Sınır Kapısını açacağız; böyle bir şey olmaz!"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: "

Karabağ sorunu çözülmeden Ermenistan ile nihai bir sözleşme imzalayamayız."

CHP Lideri Deniz Baykal: "

Sınır, Karabağ'ın işgali nedeniyle kapatılmıştır. Ancak o neden ortadan kalkınca açılır."

MHP Lideri Devlet Bahçeli: "

İşgal altında tutulan Dağlık Karabağ bölgesi Azerbaycan'a iade edilmedikçe, sınırı açmaya kimsenin gücü yetmez."

Sınır meselesinde söylemler bu kadar net ve benzer aslında. Peki, bunca tartışma ve hatta küslüğe yol açan sebep ne?

"ARKA BAHÇE" MÜCADELESİ

Aslında sorunun temeli, ikili ilişkilerden ziyade, küresel güçlerin Kafkaslar'daki satranç oyununa benzeyen büyük mücadelelerine dayanıyor.

ABD Başkanı Obama'nın, TBMM'de, "Açılan sınırlar Türk ve Ermeni halklarının daha barışçıl bir geleceğe adım atmalarını sağlayacaktır" demesi bunun kanıtı. AB raporlarında sürekli konuya atıf yapması da... 200 yıl önce Rusya'nın bölgeye açılması ve attığı adımlar da, yüzyıllara dayanan Karabağ ve Kafkasya meselesinin özeti gibidir.

ÇAR'A KARABAĞ RAPORU

Çarlık Rusyası Generali Sisyanov, 22 Mayıs 1805'te Çar'a dikkat çekici bir rapor gönderir. O raporda şu cümle yazılıdır:

"Karabağ, coğrafya bakımından Anadolu'nun, İran'ın ve Azerbaycan'ın kapısı sayılır..."

İşte o kapıya sahip olma çabası, sadece bölge ülkelerinin değil, dünyanın süper güçlerinin de hedefi yüzyıllardır. Çünkü o kapıya sahip olan, İpek Yolu'nu da, enerji yolunu da, bölgeyi de kontrol altında tutabilecek, "arka bahçe"sini denetleyebilecektir. Taktik ise işgaller, katliamlar ve nüfus oyunları oldu. Tabii bir de verilen mesajlara karşın, kapalı kapılar ardındaki görüşmelerle yaratılan "şüphe!..."

Baskının, mezalimin kökleri yüzyıllar öncesine dayansa da, son yara çeyrek asır önce açıldı Karabağ'da. En derini ve en acıyanı da bu oldu.

SÖZ BİTTİ, SİLAHLAR KONUŞTU!

Karabağ'da işgalin ayak sesleri, SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov'un Mart 1985'te iktidara gelmesiyle arttı. Gorbaçov'un "Prestroika" denilen yenilen yapılanma ve "Glastnost" olarak vurguladığı açıklıktan cesaret alan Ermeniler, Karabağ'ın "Dağlık Karabağ" bölgesini Ermenistan'a bağlamak için harekete geçti.

Fitilin ateşlendiği nokta da 18 Kasım 1987'de Gorbaçov'un Başdanışmanı Aganbekyan'ın "Dağlık Karabağ Ermenilerindir" sözleri oldu. Azerilere saldırılar hızla arttı. Azerbaycan'da da "Ermeniler dışarı" sloganlarıyla mahalleler kuşatılıyordu. On binlerce insan, kitleler halinde evlerini terk etti.

Çatışmalar sırasında Sovyet birlikleri, Ermenileri koruma bahanesiyle Bakü'ye girdi. 20 Ocak 1990 "kara gün"e döndü. Çok sayıda Azeri öldü, önde gelen isimler tutuklandı. Yaşananlar, "Hocalı katliamı"nın habercisi gibiydi...

ZAMAN TÜNELİ...

Kafkasların şımarık çocuğu Ermenistan!

Karabağ, 3. Murat döneminde Osmanlı yönetimindeydi. Bir süre Safeviler'e geçti, bir süre de "Karabağ Hanlığı" kuruldu.

Çarlık Rusyası'nın bölgeye açılması dengeleri değiştirdi. 1826'daki işgalin ardından yüz binlerce Ermeni, buraya yerleştirildi. Rusya ile İran arasındaki Türkmençay Anlaşması bu süreci körükledi.

Zamanla Ermeniler ile Türkler arasında çatışmalar çıktı. 1917'de Çarlık Rusyası'nın yıkılmasıyla Ermeniler Karabağ'da büyük isyanlar çıkarıp, Türklerin ev ve işyerlerine saldırdı. Katliam, Türk Ordusu girinceye kadar sürdü.

28 Mayıs 1918'de Mehmet Emin Resulzade'nin liderliğinde Azerbaycan kuruldu. Ancak Kızılordu işgaliyle Azerbaycan Sovyetler'e bağlandı. Karabağ da 1923'te Azerbaycan sınırlarına dahil edildi. Ermenilerin, bölgedeki Türklere karşı müdahaleleri, o günlerden bugünlere kadar uzandı.


Karabağ ve Dağlık Karabağ neresidir?

Karabağ, Azerbaycan'daki Kür ve Aras ırmakları ile halen Ermenistan içinde bulunan Gökçe Gölü arasındaki dağlık bölge ve bu bölgeye bağlı ovalardan oluşuyor. Karabağ ile Dağlık Karabağ aynı bölge için kullanılmıyor. 18 bin kilometrekarelik Karabağ'ın sadece 4 bin 392 kilometrekarelik kısmı Dağlık Karabağ'dır. Halen Ermeni işgali altında olan yer de işte burası ve ona yakın ovalardaki bazı şehirlerdir.

YARIN: Hocalı'da insanlık ağladı. İsa Kamber anlatıyor...


*****

TÜRKMENELİ'NDE KERKÜK SANCISI

BU kadar acıyı ve zulmü tarihte çok az millet yaşamıştır. Irak'ın her harcında katkısı olmasına karşın, Türkmenlerin neredeyse her şehri katliamlarla anılıyor.

Bölgenin petrol ve doğal gaz merkezi olması, kentin Ortadoğu'yu yönetecek bir noktada bulunması, Türkmeneli'ni sadece Irak'ta yaşayan grupların değil, dünyanın süper güçlerinin de mücadele alanı haline getirdi. Türkmen diyarı, bugün de baskıların merkezi.

ÖNCE ARAPLAŞTIRMA, ŞİMDİ DE KÜRTLEŞTİRME!

Türk kültürünü Orta Asya'dan Orta Doğu'ya taşıyan Türkmenler, İlhanlılardan Emeviler ve Abbasiler'e, Selçuklulardan Osmanlılara kadar her dönem iz bıraktı.

Osmanlı devrinde Irak'taki medeniyeti büyüten Türkmenler, son yarım asırdır ise Arap ve Kürt milliyetçiliği arasında feryat ediyor.

İngiliz mandasında, 1925'te hazırlanan anayasada Türkmenler dahil hiçbir etnik gruptan söz edilmiyordu. Ancak bu Anayasa'nın Türkçe, Arapça ve Kürtçe basılması Türkmen varlığının ispatıydı. Irak, bağımsız olunca, Milletler Cemiyeti'ne verdiği beyannamede de, Türkmenlerin haklarının korunacağı, Türkçe eğitim yapılacağı, Türkmen bölgelerine Türkmen memurların atanacağı belirtiliyordu.

Türkmenler için asıl sıkıntı 1958'de Cumhuriyetin ilanı ve yeni Anayasa ile başladı. Irak'ın bir Arap anavatanı olduğunun vurgulandığı Anayasa'da, Kürtlere özel atıf yapılırken, Türkmenlerden söz bile edilmemişti.

Irak Türkleri, 14 Temmuz 1959'da büyük bir katliama maruz kaldı. Cumhuriyetin birinci yıldönümünü kutlayan bir çok insan 3 gün 3 gece katledildi.

24 Ocak 1970'te bir kanunla ilkokulda Türkçe eğitim izni verilmesine karşın, bir yıl sonra o da yasaklandı.

Türkmenlerin en kötü dönemi, Baas iktidarı devri oldu.

"KERKÜK"E, "AL TAMİM" DEDİLER!

Saddam Hüseyin devrinde Türkmenler zulümle Araplaştırılmak istendi. Türkçe konuşmak yasaklandı, Türkmen bölgelerinin adı değişti...

29 Ocak 1976'da Devrim Komuta Konseyi, Kerkük'ün adını "Al-Tamim" yaparken, Tuzhurmatu'yu da Saddam'ın memleketi Tikrit'e bağladi.

Özellikle 1980 sonrası baskılar iyice arttı. Onlarca Türkmen yerleşim birimi yıkıldı. 1981'te Türkmenlerden büyük kısmı tehcir edilirken, araziler üç yıl sonra alınan kararla Araplara dağıtıldı. Bir süre sonra Kerkük'te Türkmenlerin gayrımenkul almaları bile yasaklandı.

BUSH, SADDAM'I ARATMADI!

Katliamlar, baskılar birbirini izledi...

2003'te ABD liderliğinde gerçekleştirilen operasyonu bazıları "Saddam'dan kurtuluş" olarak görüyordu. Ancak "Araplaştırma" politikasının yerini bu kez "Kürtleştirme" aldı. Daha işgalin başlangıcında Tapu Dairesi ve arşivler talan edildi. ABD askerleri Tel Afer'den Tuzhurmatu'ya kadar birçok yerde Türkmenlere saldırdı. Bugün Irak'ta görmezden gelinmeye çalışılan Türkmenlerin öz yurtları Kerkük bile Kürt gruplara bağlanmaya çalışılıyor.

ZAMAN TÜNELİ...

Atatürk'ün Kerkük-Musul hassasiyeti

Türkiye için Türkmeneli bölgesinin önemi büyüktü. Ancak Musul ve Kerkük'le ilgili sorun, Lozan'da bir türlü çözülemedi.

Konu, Lozan'ın ardından, önce Milletler Cemiyeti, ardından da İngiltere-Türkiye görüşmelerinin gündemi oldu. Atatürk, o dönem diplomatik temaslarında şu noktanın altını çiziyordu:

"Hudud-u millimiz İskenderun'un cenubundan geçer, şarka doğru uzanarak Musul'u Süleymaniye'yi Kerkük'ü ihtiva eder. İşte hudud-u millimiz budur."

TBMM'de 27 Şubat 1923'te gizli bir oturum yapıldı. Oturumda bazı milletvekilleri "Güç kullanarak Musul'u alalım" dediler. Atatürk ise şu noktanın altını çizdi:

"'Musul meselesini bugün halledeceğiz, ordumuzu yürüteceğiz, bugün alacağız' dersek, bu mümkündür. Musul'u gayet kolaylıkla alabiliriz. Fakat Musul'u almayı müteakip muharebenin hemen sona ereceğinden emin olamayız. Şüphesiz orada bir harp cephesi açacağız."

Bir süre sonra Şeyh Sait Ayaklanması çıkması, zorunlu olarak diplomasiyi ön plana çıkardı. İngiltere ile "Ankara Anlaşması" yapıldı. Musul-Kerkük, Irak'a bırakıldı. Karşılığında, bölgedeki petrol gerilinin yüzde 10'u, 25 yıl süreyle Türkiye'ye verilecekti. Türkiye, anlaşmadaki hakkından daha sonra 500 bin Sterlin karşılığında feragat ettiyse de, bu paranın bir kısmı alınamadı.


Türkmeneli neresidir?

Irak'ta Türkmenlerin yaşadığı bölge; kuzeybatıdan, güneydoğuya doğru uzanan bir şerit içinde yer alıyor. Irak'ın kuzeybatısındaki Tel Afer'den, güneydoğusundaki Mendeli'ye kadar olan yöreyi kapıyor. Türkmenlerin yoğunlukta olduğu 5 vilayet; Musul, Kerkük, Erbil, Selahaddin ve Diyala'dır. Türkmeneli, Kürtler ile Araplar arasında bir tampon bölge gibidir.