ABD'nin, Saddam Hüseyin'in elinde bulunduğunu iddia ettiği Kitle İmha Silahlarını (KİS) yok etmek, Irak halkını özgürleştirmek ve bu ülkeye demokrasiyi getirmek amacıyla1 20 Mart 2003'te Irak'ı işgal etmesinden günümüze kadar geçen süre içinde, bu ülkede başta "güvenlik" olmak üzere, "siyasi" ve "ekonomik" istikrar her geçen gün kötüye gitmiştir. ABD, işgaldeki başarısını, Irak'ta yeni bir yönetim oluşturulması, anayasa yapılması ve siyasi, ekonomik, sosyal ve güvenlik alanlarındaki istikrarın tesis edilmesi safhalarında gösterememiştir. Zira, Irak'ta oluşturulan yönetim şekli ve yeni anayasanın, Türkiye'nin ulusal, üniter, laik, idari ve toplumsal yapısının tam aksine; bölünmeye ve parçalanmaya uygun, işlemeyen bir devlet modelini ifade ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır.
2 Bu tablonun da, başlangıçta yaratılan "güvensizlik ortamı"nın daha da genişleyip derinleşmesine ve böylece siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarındaki istikrarın tesis edilememesine neden olduğu açıkça görülmektedir. Bugün, Irak'taki durumun ABD'nin işgalinden önceki döneme göre çok daha karmaşık ve belirsiz olmasının, başta Amerikalılar olmak üzere müttefik ülke askerlerinin direnişçilerle sürdürülen mücadelede yeterince başarılı olamamalarının ve sürekli zayiat vermelerinin, Irak'ın her geçen gün daha da artan bir şiddet ortamında iç savaşa doğru sürüklenmesinin, yukarıda belirtilen durumun en önemli göstergeleri olduğu kanaatindeyiz.
İfade etmeye çalışılan nedenlerin de etkisiyle, Irak'tan çekilme konusu, günümüzde ABD kamuoyunda daha fazla konuşulmaya ve destek bulmaya başlamıştır.3 Bu durum, doğal olarak, ABD yönetimi üzerindeki baskıların artmasına neden olmuştur. Nitekim, Irak'ın başkenti Bağdat'taki Yeşil Bölge'de aşiret liderleriyle görüşen Irak Başbakanı Nuri El Maliki'nin, 2011 yılının sonuna kadar Irak topraklarındaki bütün yabancı güçlerin çekilmesi konusunda ABD ile anlaşmaya vardıklarını belirttiği, 21 Ağustos 2008'de Irak'ı ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında ABD ile Irak'ın Amerikan askerlerinin Irak'ta 2008 Aralık ayından sonraki varlığına ilişkin anlaşmaya çok yakın olduğunu açıkladığı, çeşitli basın ve yayın organlarında yer almıştır.4
ABD'nin Irak'tan çekilmesini isteyenlerin genellikle aşağıda belirtilen konular üzerinde birleştikleri görülmektedir:
-ABD'nin, küresel bir güç olarak neredeyse enerjisinin tamamıyla Irak'a yönelmiş olması ileride askerî gücünü kullanmasını gerektirebilecek muhtemel kriz bölgelerine müdahale etme olanak ve yeteneğini azaltmış; en azından kısıtlamıştır. Zira, ABD, hâlihazırda gerek Afganistan'da gerekse Irak'ta görev yapan askerî personelini yedekleriyle değiştirmede yetersiz kalmaya başlamıştır. Bu durum, hâlen, anılan ülkelerdeki askerlerinin yorgun düşmelerine ve moral-motivasyon değerleri açısından olumsuz yönde etkilenmelerine neden olmaktadır. Nitekim, "Irak'ta görev yapmakta olan ABD askerleri arasındaki intihar olaylarında gittikçe artış olduğu, AP haber ajansının ordu içinde yapılan bir araştırmaya dayandırdığı haberinde 1980'de 100 bin askerde 9.8 intihar olayı görülürken bugün bu sayının 100 binde 18.1'e çıktığını belirttiği, Irak'taki ABD birliklerinin (önceki) komutanı General David Petraeus'un bu ülkede zafer elde edildiğini hiçbir zaman söyleyemeyeceğini ifade ettiği" şeklindeki haberlere basın ve yayın organlarında yer verilmiştir.5 (Bazı uzmanlar, bu durumu, ABD'nin asıl hedefi olan İran'a müdahale edememesinin nedenlerinden biri olarak göstermektedirler).
-Bu durum, ABD'nin, başta enerji kaynakları olmak üzere stratejik önemi haiz çıkarlarının bulunduğu coğrafyada Rusya Federasyonu (RF), Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) ve Hindistan gibi aktörlerin güçlerini artırmalarına olanak sağlamaktadır.6
-Irak'taki savaşın aylık maliyetinin geçen yıllara göre üç kat artışla 2008 yılında 12 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir.7 Bu meblağın, ABD bütçesine ilave yük getirmesi kaçınılmazdır.
-Daha fazla geç kalınması hâlinde, gelecekte daha da kötüleşeceği değerlendirilen karmaşa ve belirsizlik ortamında Irak'tan çekilmek günümüze göre daha zor şartlarda gerçekleştirilecektir.
"ABD Irak'tan çekilmesin" diyenlerin hemfikir oldukları gerekçeler ise şunlardır:
-Çekilme için takvim belirlemek direnişçi gruplarda tehlikeli davranışlar yaratacak, direniş güdüsü yükselecek ve ABD askerlerine saldırılar artacaktır.8
-Irak'tan çekilmek, küresel terörü mağlup etmek için girişilen mücadelede yenilginin kabul edilmesi anlamına gelecek ve bu durum, başta El Kaide olmak üzere terör örgütlerini cesaretlendirecek ve onları daha aktif hâle getirecektir (El Kaide, ABD'nin Irak'tan çekilmesini, bu gerçekleştiği an muhakkak kutlayacak ve bundan kendisine pay çıkaracaktır.9). Böylece, Başkan George W. Bush'un, 11 Eylül saldırılarından sonra 14 Eylül 2001 tarihinde yaptığı konuşmada kullandığı, "...Savaş diğerlerinin şartları ve zamanlaması ile başlatılmıştır. Bizim tercih ettiğimiz şekilde ve saatte sona erecektir." şeklindeki sözü yerine getirilememiş olacaktır.
-ABD'nin, Irak'tan çekilmesi hâlinde, Başkan Bush'un 17 Eylül 2002 tarihinde açıkladığı, "ABD'nin Yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi"nin amacı olduğu değerlendirilen "özgürlüğü destekleyen adil bir barış ortamının sağlanması" hedefi gerçekleştirilemeden ülke terk edilmiş ve Iraklılar kendi kaderleriyle baş başa bırakılmış olacaktır. Bu da, hâlen Irak'ta yaşanan etnik ve mezhepsel çatışmaların kısa sürede artarak iç savaşa dönüşmesine ve sonuçta ülkenin parçalanmasına neden olacaktır.
-ABD'nin çekilmesinin ardından oluşacak otorite boşluğunu, güçlü ve uyumlu bir Irak hükümeti olmadığı için, bölge ülkeleri ya da ABD ve/veya İsrail karşıtı terör örgütleri dolduracaktır. Muhtemelen, bu boşluğu doldurmak isteyen ülkelerden birisi İran olacak; böyle bir durum da İran'ın başta Irak olmak üzere Orta Doğu'daki etkinliğini artıracaktır.
-Ortaya çıkacak bu yeni durum, bir taraftan ABD'nin bölgede ve dünyadaki itibarını ve inanırlığını zedelerken diğer taraftan da kendisinin ve İsrail'in bölgedeki güvenliklerini tehdit etmeye başlayacaktır. Böyle bir tablo, aynı zamanda, küresel anlamda ABD'nin egemenliğinin de tehdit edilmesine olanak sağlayan uygun zeminlerin hazırlanmasına yardımcı olacaktır. Böylece, ABD, bölgedeki enerji kaynaklarından daha zor şartlarda istifade edecektir.
Irak'ta çok sayıda askerî personeli, harp silah, araç ve gereci, binlerce ton malzemesi bulunan ABD'nin, hâlen devam etmekte olan kaos ortamında bu ülkeden tamamen ve kısa sürede çekilmesinin mümkün olmayacağı, çekilme süresinin en az altı ay ila iki yıl arasında değişebileceği belirtilmektedir.10 Sağladığı esneklikle ABD yönetimini rahatlattığı düşünülen bu ve benzeri değerlendirmelerin, ABD'nin konuya ilişkin hareket tarzlarını tespit etmede en etkin faktörlerden biri olduğunu ifade etmek yanlış olmayacaktır. Hareket tarzlarının belirlenmesinde bir diğer etkin faktör de, ABD'nin Irak ve bölgedeki çıkarlarını, şartlar ne olursa olsun korumayı sürdürme eğiliminde olduğu şeklindeki değerlendirmedir. Bu hususlar da dikkate alınarak, ABD'nin muhtemel hareket tarzlarını aşağıdaki gibi ifade edebiliriz:
- ABD, Irak içinde gerekli göreceği yer ve zamanlarda kuvvet miktarını artırmak ya da azaltmak suretiyle bu ülkedeki askeri mevcudiyetini devam ettirerek bölgedeki çıkarlarını korumayı sürdürebilir. 11
- ABD, Irak'ta ve kendisi için problem olmayan diğer bölge ülkelerinde kurduğu/kuracağı üslerde konuşlandıracağı kuvvetlerle bölgedeki çıkarlarını korumayı sürdürebilir.12 Tasarruf edeceği kuvvetleriyle Irak'tan kısmen çekilebilir.
- ABD, Irak ve bölgedeki çıkarlarının uzaktan korunması için gerekli şartlar oluştuğunda Irak'tan tamamen çekilebilir.
Burada, yukarıda belirtilen hareket tarzlarının Türkiye'ye ve Orta Doğu bölgesine muhtemel etkileri neler olabilir? sorusunu cevaplandırmak uygun olacaktır. Tamamen ya da kısmen de olsa, ABD'nin Irak'taki askeri varlığını devam ettireceği noktasında birleştikleri için, ilk iki hareket tarzının Türkiye'ye ve Orta Doğu'ya muhtemel etkilerini, birbirlerinin benzeri olabilecekleri düşüncesiyle şu şekilde ifade etmek mümkündür:
-ABD, olayları kontrol altında tutabildiği sürece, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması, zaman zaman güçlüklerle karşılaşılsa da mümkün olabilecektir. Toprak bütünlüğü korunan Irak, Şiilerin Orta Doğu'da artan etkilerine karşın Türkiye'nin güneyinde bir Şii ekseninin (İran, Irak, Suriye, Lübnan, Bahreyn)13 oluşması ve bölgedeki Türkiye-İran kuvvet dengesinin İran lehine bozulma ihtimalinin derecesini düşürebilir.
-Türkiye, ABD'nin Irak'taki varlığı nedeniyle, kendi ulusal çıkarlarına uygun politikalar oluşturmada ve bunları uygulamada bazı sınırlamalar ve/veya engellemelerle karşılaşabilir (Örneğin, ABD, Avrupa Birliği'nin de desteğiyle GAP'taki barajlarla Fırat ve Dicle nehirlerinin sularının yönetiminin uluslararası bir komisyona bırakılmasını14 talep edebilir. ABD, Irak'ın kuzeyindeki Kürt yönetiminin güvenliğini garanti altına almak maksadıyla bölgede üs ya da üsler tesis edebilir.)
Kuşkusuz, ABD'nin Irak'tan çekilmesinin jeopolitik konumu itibarıyla bölgede önemli bir ülke olan Türkiye'yi ve diğer bölge ülkelerini etkileyecek gelişmelere neden olabileceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bu bağlamda, ABD'nin yukarıda 3'üncü hareket tarzı olarak belirtilen Irak'tan çekilmesinin ülkemize ve Orta Doğu'ya muhtemel etkileri şunlar olabilir:
-Bilindiği gibi, Irak ekonomisi ciddi şekilde tahribata uğramıştır. ABD'nin tutumuna ve bu çerçevede ülkeden çekilmesinden sonraki dönemde Irak'ın ekonomik gücünün durumuna ve işleyişine bağlı olarak;
- ABD'nin, ekonomiyi düzelmesi mümkün olmayacak hale getirip çekilmesi durumunda, Irak ekonomisinin tekrar inşa edilmesine başlanıncaya kadar Irak halkı ekonomik açıdan büyük bir çıkmazda olacaktır. Bu çıkmaz beraberinde bir halk hareketini de getirebilir (hâlen Irak'taki durum bundan çok farklı değildir). Böyle bir tabloda, ülkede kalacak ekonomik yapıların da tahrip edilmesi ihtimali yüksek görünmektedir.
- ABD Irak ekonomisinin merkezini Bağdat'tan Irak'ın kuzeyine kaydırabilir. Böylece, Irak'ın kuzeyindeki bölge ekonomik açıdan güçlenmiş olur. Ekonomik açıdan güçlü bir kuzey bölgesi ise, siyasi açıdan Irak'ın Sünni ve Şii Arap kesimleri üzerinde hâkim konuma gelir. Bu nedenle, nüfusları itibarıyla çoğunlukta olmalarına karşın, sayıları daha az olan Kürtlerin siyasi ve ekonomik açılardan baskı altına alacağı Sünni ve Şii Araplar ile Kürtler arasında Irak genelinde sıcak çatışmalar yaşanabilir. Ayrıca, Irak'ın kuzeyinde güçlenen Kürtler İran'da yerleşik Kürtlere ve Türkiye'de halen devam eden ayrılıkçı Kürt hareketine desteğini artırabilir. Diğer taraftan, böyle bir durum, bölgedeki Kürtleri Kerkük konusundaki uzlaşmaz tutumlarının sürdürülmesi yönünde daha da cesaretlendirebilir.
- ABD, Irak ekonomisini düzeltmek için stratejik önemi haiz silah sektörünü bu ülkeye yönlendirebilir. Bunun karşılığında, silah sektörü kanalıyla bölgeyi kontrol etmeye devam edebilir. Ancak, bu gelişme, Türkiye dahil bölge ülkelerini rahatsız edecektir. ABD için kısa vadede olumlu uzun vadede ise olumsuz sonuçlar doğurabilecek bu durum, Irak'ı uzun vadede kontrol edilmesi mümkün olmayan tehlikeli bir güce dönüştürebilir. Bu nedenle, esasen istikrarsız olan Orta Doğu bölgesi daha da istikrarsızlaşabilir.
- Uyuşturucu trafiğinin merkezi Irak'a kayabilir. Böyle bir gelişme, elde edeceği yüksek miktarlardaki maddi olanaklarla Irak'ın ekonomisini düzeltmesine ve ülkeyi yeniden inşa etmesine önemli katkılar sağlayabilir. Ancak, bu durum, uyuşturucu ticaretinden ekonomik yarar sağlayan diğer bölge ülkelerinde rahatsızlık yaratacaktır. Ayrıca, bölgede uyuşturucu ticaretinden önemli kazançlar sağlayan terör örgütlerinin zarar verdiği ülkelerin (Türkiye dahil) Irak ile ilişkileri olumsuz yönde etkilenebilir. Diğer taraftan, böyle bir yöntemle sağlanacak ekonomik güç, Irak'ın hiçbir zaman gerçek ekonomik performansını kullan(a)mamasına ve kontrol edilen ülke konumundan kurtulamamasına neden olabilir.
- ABD, Irak ekonomisini onarmak için İsrail ile işbirliği yapabilir. Bu durum, İsrail'i sadece Filistin sorunu üzerinde güçlendirmekle kalmayacak; aynı zamanda, Irak üzerinde de söz sahibi olacak bir konuma getirecektir. İsrail'in, Arapların çoğunlukta olduğu Orta Doğu bölgesinde genişleyen etkisi özellikle halen devam eden Filistin-İsrail sorununa olumsuz yansıyabilir. Böyle bir gelişme, diğer bölge ülkelerinde rahatsızlık yaratabilir.15
-ABD'nin çekilmesiyle birlikte ülkedeki karmaşa ortamı kısa sürede büyüyerek Irak parçalanabilir ve buna paralel olarak Türkiye'nin güneyinde istenmeyen yeni oluşumlar ortaya çıkabilir. Bu durum, bölge ülkelerinin Irak'a müdahalesine neden olabilir. Neticede, bölge büyük bir çatışma ortamına dönüşebilir.
-Yukarıda belirtilen çatışma ortamının neden olabileceği otorite boşluğunu hâlen Irak hükümetinde etkin olan Şii yöneticiler aracılığıyla İran doldurabilir. Bu durumun sağlayacağı avantajlarla bölgede daha da güçlenecek İran'ın desteğiyle oluşacak Şii ekseni bölgedeki Sünni mezhebine mensup ülkelerde rahatsızlık yaratabilir. Böyle bir durum da, bölgede yeni bir çatışma ortamının sebebi olabilir.
-ABD Irak'tan çekildikten sonra, Taliban'ın Afganistan'ın özellikle doğu eyaletlerinde yaptığı16 gibi, El Kaide,17 vb. terör örgütleri Irak'ın kuzeyinde "kurtarılmış bölgeler" ilan edebilirler. Bu şekildeki bölgeler, terör örgütlerinin terörist sayılarını artırma kapasitelerini genişletebilir. Böyle bir durum, hâlen kontrol edil(e)meyen bölgeyi tamamen kontrol edilemez hale getirebilir ve Türkiye'yi sürekli meşgul ederek olumsuz yönde etkileyebilir.
-Irak'taki etnik ve mezhepsel çatışmaların sebep olabileceği bir iç savaş nedeniyle, bu ülkeyi terk etmek zorunda kalacak mültecilerin yoğun göç hareketleri Türkiye için birtakım sıkıntıların kaynağı olabilir.
-Irak'tan çekilme safhasında, ABD birliklerinin özellikle Irak'ın kuzeyinde bırakabileceği mühimmat dahil çeşitli harp silah, araç ve gereçlerinin başta PKK/Kongra-Gel terör örgütü olmak üzere çeşitli grupların eline geçmesi, görünür gelecekte Türkiye için önemli bir tehdit oluşturabilir.
-Irak'ta iç savaş ve yayılması halinde bölgede çıkabilecek bir çatışma, çatışmanın içindeki veya çatışma ortamına komşu olan Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğinin tehlikeye girmesine neden olabilir. Zira, Avrupa Birliği, çatışmaya dahil olmuş veya çatışmaların devam ettiği ülkelerle sınır komşusu olmayı istememektedir.18
-"Kerkük sorunu", bu çalışmada irdelediğimiz her üç hareket tarzında da hassasiyetini koruyacaktır. Irak'tan çekilsin ya da çekilmesin, ABD Kerkük sorununun çözümünde söz sahibi taraflardan biri olmayı sürdürecektir. Bu bağlamda, Kerkük sorununun kesin çözümünü uzun bir süreye yaymak suretiyle, kendisine göre konuya ilişkin yeni sorunların meydana gelmesini önleyici tedbirler geliştirebilir (Örneğin, Irak'tan çekilmesi halinde ABD'nin yeteri kadar çap ve büyüklükteki bir kuvvetini Irak'ın kuzeyinde bırakabileceği bazı uzmanlarca belirtilmektedir. Böyle bir durum, bölgedeki ayrılıkçı eğilimleri cesaretlendirebilir. Ayrıca, ABD, "36'ncı paralelin kuzeyi" benzeri özel bir tedbir de alabilir.).
-ABD, çekilmesinin ardından, Türkiye'nin Irak'ın kuzeyi bölgesine müdahale etmesini gerektirecek sebepleri ortadan kaldırmak için PKK/Kongra-Gel terör örgütünü pasifize etme yoluna gidebilir.
-ABD, çekilme safhasında çekilmeyi himaye etmek ve çekildikten sonra da ülkede iç barışı sağlamak için, bir NATO gücünün Irak'ta konuşlandırılmasını NATO üyesi ülkelerden talep edebilir. Bir NATO üyesi ülke olan Türkiye'den, Irak'ın kuzeyi bölgesine askeri birlik göndermemesi istenebilir. Diğer taraftan, ABD, Irak'ın kuzeyindeki ve bu bölgeye yakın kuvvetlerinin veya Irak'taki kuvvetlerinin tamamının daha kısa sürede ve güvenli bir şekilde bu ülkeden çekilmelerini sağlamak maksadıyla Türk topraklarını, hava sahasını ve limanlarını kullanmak isteyebilir. ABD'den bu ve benzeri taleplerin gelme olasılığının yüksek olduğunu değerlendiriyorum. Bu ve benzeri taleplerin gelmesi halinde Türkiye, ABD ile pazarlık etmeli midir? Ulusal çıkarlarımıza uygun elde edeceğimiz kazanımların çok iyi belirlenmesinin ardından Türkiye mevcut sorunlarımıza19 destek sağlaması için çok dikkatli bir diplomasiyle ABD ile pazarlık edebilir, etmelidir de.
Sonuç olarak;
-ABD Irak'tan çekilsin ya da çekilmesin, Türkiye'nin bu ülkeye yönelik temel politikasının, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da "Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması" olmasının hayati önemini vurgulamamız gerekiyor. Zira, bu konu, Türkiye'nin ve diğer bölge ülkelerinin istikrar ve güvenliği için çok önemlidir. Bu bağlamda, Irak'ın toprak bütünlüğünün sağlanması için, Atatürk'ün çabaları neticesinde 1937 yılında Türkiye, Afganistan, İran ve Irak arasında kurulan "Sadabad Paktı"nın yeni ülkelerin de katılımıyla canlandırılarak yeniden teşkil edilmesi ve bölgede etkin hale getirilmesi önem arz etmektedir.20 Aksi hâlde, "Bütün bir Irak demokratik olamaz, demokratik bir Irak bütün kalamaz." şeklinde bir öngörüde bulunmak mantıksız olmayacaktır.
-ABD'nin, Irak ve Orta Doğu'daki çıkarlarını korumaya devam edebilmesi için kısa ve orta vadede bu ülkeden tamamen çekilmeyeceğini ifade etmek uygun bir öngörü olacaktır. Bu itibarla, Türkiye'nin, Irak'a ve bölgeye ilişkin üreteceği ve/veya geliştireceği politikalarda bu konuyu göz önünde bulundurmasının yararlı olacağını düşünüyorum. Bununla birlikte, uzun vadede gerçekleştirilebileceğini öngördüğümüz, "ABD, Irak ve bölgedeki çıkarlarının uzaktan korunması için gerekli şartlar oluştuğunda Irak'tan tamamen çekilebilir." şeklindeki 3'üncü hareket tarzını, ABD'nin çeşitli nedenlerle21 daha erken uygulayabileceği ihtimalini dikkate alarak, Türkiye'nin böyle bir durumun kendi çıkarları açısından ortaya çıkaracağı sorunları ve çözüm tarzlarını şimdiden belirlemesinin yararlı olacağı kanaatindeyim.
-ABD, Irak'ın kuzeyindeki ve bu bölgeye yakın kuvvetlerinin veya Irak'taki kuvvetlerinin tamamının daha kısa sürede ve güvenli bir şekilde bu ülkeden çekilmelerini sağlamak maksadıyla Türk topraklarını, hava sahasını ve limanlarını kullanmak isteyebilir. Bu ve benzeri taleplerin gelmesi halinde Türkiye'nin, ulusal çıkarlarımıza uygun olarak elde edeceğimiz kazanımların çok iyi belirlenmesinin ardından mevcut sorunlarımıza destek sağlaması için çok dikkatli bir diplomasiyle ABD ile pazarlık etmesinin uygun olacağını düşünüyorum.
-Irak'a müdahale eden ABD, bu ülkenin ekonomisini ciddi şekilde tahribata uğratmış; buna paralel olarak sosyal istikrarı da sağlayamamıştır. Bu aşamada, ABD'nin mevcut tabloya göre ileride kendisine çıkar sağlayacak en uygun çözümün arayışı içinde olduğunu ve bölgedeki stratejik hedeflerinin yanı sıra, ekonomik kazanç elde etmeden Irak'tan çekilmeyeceğini ifade etmek yanlış olmayacaktır. Bu kapsamda, ABD'nin Irak'ın yeniden yapılanmasının kendi inisiyatifi ve kontrolü dışında gerçekleştirilmesine sıcak bakmayacağı dikkate alınarak, bu ülkenin yeniden inşasında ABD'nin hangi ülkelere pay vereceği ve sonrasında ortaya çıkacak durumun Irak'ı kontrolünde ne kadar etken olacağı sorusu önem taşımaktadır. ABD'nin Irak'tan çekilmesinden sonra verilecek kararların da Orta Doğu'daki dengeleri etkileyebileceğini ifade etmek yanlış olmayacaktır.22 Bu itibarla;
- Ekonomik merkezin Irak'ın kuzeyine kaydırılmamasını,
- ABD'nin ve diğer güçlerin silah sektörlerini Irak'a yönlendirmemelerini,
- Bu ülkenin uyuşturucu trafiğinin merkezi hâline getirilmemesini ve
- ABD'nin sadece İsrail ile işbirliği yapmamasını
sağlayacak bir yöntemle Irak'ın ekonomik yapısının yeniden inşası çalışmalarına çekilme gerçekleştirilmeden önce başlanmasının ve Türkiye'nin aktif politikalar üreterek bu çalışmaların içinde yer almasının yararlı olacağı kanaatindeyiz.
1 Mehmet Şahin ve Mesut Taştekin, II. Körfez Savaşı, İstanbul, Platin Yayıncılık, 2006.
2 Deniz Tansi, "Irak Anayasası Üzerinden Genişletilmiş Orta Doğu", Jeopolitik Dergisi, Aralık 2005.
3 "ABD Ordusunun Irak'ta kalmaya hakkı yoktur. ABD, Irak'a demokrasi getirmiyor. ABD, Irak'ı işgal ederek dünyayı daha güvenli kılmıyor. ABD Irak'ta iç savaşın çıkmasını önlemiyor. ABD Irak'ta kalarak terörizmle mücadele etmiyor. ABD çatışmayı devam ettirerek ölenleri onurlandırmıyor. ABD Irak'ı yeniden inşa etmiyor. ABD yol açtığı zararlar ve acılardan dolayı yükümlülüklerini yerine getirmiyor." (Bkz.: Anthony Arnove, Irak'tan Çekilmenin Mantığı, İstanbul, Agora Yayınları, 2006).
4Hürriyet Gazetesi, 25 Ağustos 2008 (Ancak, Amerikalı yetkililerin, bu konuda Irak ile henüz anlaşmaya varılmadığı şeklindeki açıklamaları da çeşitli basın ve yayın organlarında yer almıştır).
5 Sabah Gazetesi, 12 Eylül 2008.
6 Bilindiği gibi, RF, 8 Ağustos 2008'de Gürcistan'a müdahale etmiş ve Güney Osetya ile Abhazya'nın tek taraflı ilan ettikleri bağımsızlıklarını tanımıştır. Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), 29 Ağustos 2008'de Tacikistan'ın başkenti Duşanbe'de yaptığı Zirve toplantısında RF'yi desteklemiştir (Bkz.: N. Reşat Ödün, NATO'ya Karşı Yeni Bir Pakt mı Doğuyor?, 4 Eylül 2008, http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?ID=2562&kat2=6.)
7 Joseph E. Stiglitz ve Linda J. Bilmes, The Three Trillion Dollar War: The True Cost of the Iraq Conflict, New-York, W. W. Norton & Company, 2008.
8 Barry R. Posen, Çıkış Stratejisi: 18 Ayda Irak'tan Nasıl Çekilinir?, 10 Ocak 2006, http://www.turksam.org/tr/a719.html.
9 Barry R. Posen, Çıkış Stratejisi: 18...
10 Wall Street Journal, 21 Ağustos 2008.
11 ABD Başkanı George W. BUSH, 5 Şubat 2008'de yaptığı konuşmasında, "ABD askerlerini çok hızlı bir şekilde çekerek Irak'ta elde edilen güvenlik kazanımlarını tehlikeye atamayacaklarını" söyledi. Bu açıklama bu yaz Irak'tan çekilişin yavaşlayacağı ya da duracağı konusunda bir başka işaret anlamına geliyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy PELOSI ise, "asker sayısının azaltılmasını durdurmaya yönelik her türlü hareketin, Başkanın ‘bitmeyecek bir savaş konusundaki ısrarının' göstergesi olduğunu" söyledi. PELOSI, "böyle bir şeyin ABD ordusunun hevesini biraz daha kıracağını" söyledi (Bkz.: T.C. Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü İnternet Sayfası, 6 Şubat 2008).
12 The Washington Post, 22 Ağustos 2008.
13 Bayram Sinkaya, Şii Ekseni Tartışmaları ve İran, 8 Ocak 2008, http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?ID=1919&kat1=31&kat2=.
14 Onur Öymen, Orta Doğu'daki Son Gelişmelerin Türk Dış Politikasında Yansımaları, 30 Mart 2006, http://www.onuroymen.com/index.php?p=4#konferans.
15 Gamze Kona, İkinci ABD Operasyonu Sonrası Irak'ın Ekonomik Görünümü ve ABD'nin Irak'a İlişkin Ekonomik Planları, http://www.akademikbakis.org/pdfs/10/GKona.doc.
16 Sami Kohen, "Afganistan Yeni Bir Irak mı Oluyor?", Milliyet Gazetesi, 29 Nisan 2008.
17 "Anbar'dan çıkmak zorunda kalan bazı direnişçi gruplar ve Irak'taki El Kaidecilerin büyük bir kısmı faaliyetlerini Musul bölgesinde devam ettirmektedir." Bkz. Serhat Erkmen, İşgalin Beşinci Yılında Irak'taki Temel Gelişmeler, 30 Haziran 2008, http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?ID=2282&kat1=30&kat2=.
18 Melis Şenerdem, "ABD'nin Irak'tan Çıkış Stratejisi Bulanık, Türkiye İçin Risk Büyük", Referans Gazetesi, 19 Eylül 2008.
19 Türkiye'nin, ABD'den ulusal çıkarlarımız doğrultusunda destek sağlamasını isteyebileceği konular şunlar olabilir: ABD'nin Irak'ın kuzeyinde üs(ler) oluşturmaması ve buna paralel olarak kuvvet bırakmaması, Türkmenlerin geleceğinin güvence altına alınması; bu kapsamda, Kerkük'ün Kürtlerin kontrolüne girmesinin engellenmesi, Irak'ın kuzeyi bölgesindeki ülkemize yönelik terörün önlenmesi, bu bölge için oluşturulacak politikalarda Türkiye'nin söz sahibi olması, Irak ekonomisinin inşası çalışmalarına Türkiye'nin de dahil olması ve bu konuda yapılacak çalışmalarda söz ve pay sahibi olması, Kıbrıs sorunu vb.
20 "Türkiye'nin başlatacağı bir diplomatik taarruz çerçevesinde, Atatürk döneminde oluşturulmuş, karşılıklı iyi niyet ve iyi komşuluk ilişkilerine dayalı Sadabad Paktı'nın günümüz şartlarına göre, yeni üyelerin katılımıyla yeniden kurulması, Irak'ın toprak bütünlüğünün sağlanmasının ve bölgesel terör faaliyetlerinin minimize edilmesinin öncelikli yoludur." Bkz. Çağrı Erhan, Irak'ın Toprak Bütünlüğü İçin Bir Öneri: Yeni Sadabad Paktı, 6 Mayıs 2008, http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?ID=2186&kat1=30&kat2=.
21 Gittikçe artış eğilimi gösteren kamuoyu baskısı, 2008 yılının Kasım ayında ABD'de yapılacak Başkanlık seçiminin sonuçları, bu çalışmada "ABD'nin Irak'tan çekilmesini isteyenlerin gerekçeleri" olarak belirtilen hususlar ve etkili olabilecek diğer gerekçeler, bu nedenleri oluşturabilir.
22 Gamze Kona, İkinci ABD Operasyonu...
Tuğgeneral (E) N. Reşat ÖDÜN
ASAM
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





