Irak Türkleri, Türkmeneli

Wednesday
Feb 08th
Text size
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Mustafa Kemal Yayçılı'nın vefatının 6. Yıldönümü...

e-Posta Yazdır
IMTP (Irak Milli Türkmen Partisi) Onursal Başkanı, Kerkük Meclisi Üyesi ve ITC (Irak Türkmen Cepheci) Siyasal Sorumlusu Mustafa Kemal Yayçılı'nın vefatının 6. Yıldönümü... 14 Mayıs 2004 tarihinde Kerkük Tuzhurmatu karayolu üzerinde şüpheli bir kaza sonucu hayatını kaybeden merhum Mustafa Kemal Yayçılı'ya Allah'tan rahmet  diliyoruz.
Bu münasebetle Prof. Dr. Suphi Saatçi'nin, Mustafa Kemal Yayçılı'yı anlatan bir makalesini yayınlıyoruz. 



Cennet Kapısına Konan Kuş
Mustafa Kemal Yayçılı
(19 Şubat 1955-14 Mayıs 2004)
İlkbahar mevsiminin bütün güzelliği ile yaklaştığı günlerin birinde dünyaya gelmişti. Kerkük'e bağlı şirin Türkmen köyü Yayçı'da 19 Şubat 1955 tarihinde doğduğu zaman, ailesi büyük bir sevinç yaşamıştı. Adını, bütün Türkmenlerin saygı duyduğu tarihî liderden almıştı. Onun gibi güçlü ve mücadeleci bir kişiliğe sahip olması için dualar edilmişti. Yedi yaşlarına, ilkokula başlama çağına gelince Kerkük'e gönderilmişti. Çünkü Yayçı köyünde ilkokul yoktu. Böylece ilkokulu, ardından ortaokul ile liseyi Kerkük'te tamamlamıştı. 1975'te yüksek tahsil için Türkiye'ye gelmiş, Karadeniz Teknik Üniversitesi'nin İnşaat Fakültesi'ne girmişti.
Fakülteyi bitirince bir an önce memlekete dönmeği düşünüyor, doğduğu topraklara hizmet etmeği tasarlıyordu. Evlenip çoluk çocuğa karışmağı, orada kendi köyü olan Yayçı'da topraktan bir ev yapmağı hayal ediyordu. Yerli deyimle "çamur damda" oturacak, dizlerinde oturttuğu çocuklarını sevecekti. Bunun gibi bir çok hayali vardı. Yayçı köyü Kerkük'e 20 km. mesafede idi. Yakınında Kümbetler, Tokmaklı, Tirkâlan ve Beşir gibi, halis muhlis Türkmen köyleri vardı. Verimli toprakları ve bir bakıma tahıl ambarı sayılan bu köylerin zengin tarım arazileri Türkmenlerin elindeydi. Baas Partisi'nin şoven yöneticileri, bu topraklara henüz göz dikmemişti. Yüksek öğrenimini tamam-ladığı zaman, Irak'ta Türkmenlere karşı baskılar da artmağa başla-mıştı. Bu yüzden bir süre daha vaktini okumakla geçirdi. Belki baskılar hafifler de, hizmet için memleketine dönerdi. Gördüğü millî terbiye gereği, tahsilini daha da geliştirme yoluna doğru yöneldi. Böylece İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nin İşletme Bölümü'nde lisansüstü eğitimi gördü. Ancak Türkmenlere yönelen Irak'taki baskılar daha da şiddetlenmişti. Bu sefer çalışıp ekmek parası kazanmak yolunu seçti. Biraz para biriktirip, azıcık hayatına çeki düzen vermeliydi. Düşündü taşındı, çareler aramağa başladı. Sonuçta bir süre Türkiye dışında çalışmak zorunda kalmıştı. Önceleri bir süre Libya'da çalıştı. Libya'dan Türkiye'ye dönünce, bu sefer Suudi Arabistan'da iş buldu ve çalışmak üzere bu ülkeye gitti. Suudi Arabistan'dan tekrar Türkiye'ye döndü ve artık sürekli Türkiye'de çalışmağa başladı.

Aile Hayatı
Irak'taki Türkmenlere karşı baskıların devam ediyor olması yüzünden, kurduğu rüyaların yakın tarihte gerçekleşme şansının bulunmadığını anlamıştı. Ankara'da yerleşmiş ve bir süreden beri gönlünü zaten bir Türkmen kızına kaptırmıştı. Utangaç olduğu için duygularını bazen karaladığı mısralara döküyor, müstakbel eşi Neval'a karşı olan ilgisini açığa vuruyordu.
Masmavi göklerde
Gezen kelebeğim
diye hitap ettiği eşine, şunları söylüyordu:
Bir seher rüzgârı
Gibi esersin
Başımdan aklımı
Fikrimi alırsın
Bir deli divane
Kemal koyarsın
Gel bana gel bana
Nazlı Neval'im
Onunla beraber olmağı mutlulukların en büyüğü sayıyor, bir çocuk gibi havalarda uçuyordu. Şairlik iddiasından ve şiir kurallarından uzak mısralar karalıyordu. Karaladığı bu mısraları o, sadece içinde biriken duyguları ifade etme aracı olarak görüyordu. Elimize geçen bir diğer karalamasında, iç dünyasında biriken duygularını çarpıcı biçimde vurguluyordu:
Bir bayram istiyorum
Kol kola çiçeklerin arasında
Bir bayram istiyorum
Göz göze rüyaların ötesinde
Bir bayram istiyorum
Başın dizlerimin üstünde
Uçuyorum bir kuş gibi
Bulutların arasında
Bir bayram istiyorum
Senin ile elele gidiyoruz
Cennet kapısına
Cennet kapısına

Böylece nişan yüzükleri takılan Neval Hanım ile 19 Şubat 1985 tarihinde evlenmişti. Kendi doğum tarihi olan 19 Şubatı evlenme tarihi olarak seçmesinin temelinde, dünyaya tekrar gelişini ve yeniden doğduğunu vurgulamak esprisi yatıyor olmalıydı. Mutlu bir yuva kuran çift, bu evliliğin iki tatlı meyvesini de almışlardı. Erkek olan ilk çocuklarına Kutluhan (7 Haziran 1986), kız olan ikinci çocuklarına Ayşegül (1 Eylül 1990) adını vermişlerdi. Eşine ve çocuklarına olan düşkünlüğü ileri derecede olmuştur. Sağlıklı ve mutlu bir yuvanın en sağlam temelinin sevgi olduğunu biliyordu. Çocuklarını ve eşini hiçbir zaman sevgisiz ve ilgisiz bırakmıyordu. Verdiği mücadele icabı, bazen aylarca yuvasından ayrı kalıyordu. Ancak uzakta olsa bile evine, eşine ve çocuklarına karşı büyük bir özlem duyuyordu.
Erbil'den 13 Nisan 1997 tarihinde eşine yazdığı mektuptan, onun bu bağlılığının ne kadar derin ve köklü olduğunu anlamak mümkündür. Ona yazdığı satırlar, bir kocanın 12 yıllık eşine karşı beslediği sevginin şiddetini bazı insanlar anlamakta zorluk çekebilirler:

Sevgili Eşim,
Seni, gözlerimden ve senin gözlerinden yaşlar boşanırken terk ettim. Hâlâ ben burada kendi hâlime, gecenin karanlığında senden uzakta ağlıyorum. Senden uzaktayım, fakat sen kalbimde, muhayyilemde ve aklımdasın. Sen rüyamda, düşümde ve hayâlimdesin. Keşke seninle hiç tanışmasaydım; gözlerini ve gülüşlerini görmeseydim. Sen gelmeden önce keşke ben toprak olsaydım; sesini ve ismini duymasaydım.
Sevgilim,
Sen ilk ve son sevgilimsin. Neval ismini ilk duyduğumda sana aşık olmuştum. Böylece sabah, öğle ve akşam Neval'im olmuştun. Senin ayrılığına nasıl dayanayım. Sanki sabahı ve doğuşu yokmuş gibi, gece bitmek bilmiyor. Uzaklığına dayanma gücüm yok benim..
diye, mısralarla uzayıp giden böylesine duygu ve sevgi yüklü bir mektup. Bu mektubu okuyunca, onun ne kadar duygusal olduğunu da öğrenebiliyoruz.

Mücadele Hayatı

İçi mücadele aşkı ile yanan kişiler, nerede, ne zaman ve hangi mevki veya makamda olurlarsa olsunlar, sürekli göreve talip olurlar. Mustafa Kemal Yayçılı da, ne olursa olsun, Türkmen davasına hizmeti şiar edinmişti. Bu hizmet aşkıyla 1987-1991 yılları arasında Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği'nde çeşitli görevler aldı. Pek çok faaliyetlerde bulundu. 1991-1996 yıllarında Irak Milli Türkmen Partisi'nde değişik görevlerde hizmet yaptı. Partinin ilk Şaklava Bürosu ve Doğuş gazetesinin faaliyete geçmesine katkıları oldu. 18-20 Ağustos 1996'da Irak Milli Türkmen Partisi'nin Erbil'de yaptığı ikinci genel kurulunda, genel başkanlığa seçildi. 1997 Ekimi'nde düzenlenen ilk Türkmen Kurultayı'nda vekaleten başkanlığını yürüttü. Ayrıca Irak Türkmen Cephesi Yönetim Kurulu üyesi oldu.
1995'te Türkiye'de kurulan Türkmeneli Aydınlar Derneği'nin kurucu üyeleri arasında yer alan Yayçılı, ilk dönem başkanlığını yaptı. Çeşitli yerlerde yapılan Irak muhalefet toplantılarına katıldı. Türkmenleri temsilen pek çok faaliyette bulundu. Ocak 2002 tarihinde Kuzey Irak'ta yapılan Irak Millî Türkmen Partisi 3. Genel Kurulu'nda ise, partinin Onursal Başkanlığı'na seçildi.
Nisan 2003'te Koalisyon güçlerinin Irak'a karşı girişinden sonra, kuzeyden ve doğudan Kerkük'e giren 6-7 Türkmen arasında Yayçılı da yer almıştı. Aslında bu giriş sırasında yüzlerce Türkmen akıncının da yer alması gerekiyordu. Akıncıların neden bu girişte yer almadıkları sorusunun muhatabı bulunmadı ve bu husus tarihî bir sır olarak kaldı. Türkmenlerin kalbi olan Kerkük'e girenlerin sayıları, ancak 6-7 kişi ile sınırlı kaldı ve bunun onurunu paylaşanlardan biri de Mustafa Kemal Yayçılı idi. Daha sonra Kerkük'te mücadelesine devam etti ve orada sürekli ikamet edecek biçimde hayatını düzenlemeğe başladı.
Sürekli Irak'taki Türkmen beldelerini ziyaret eden, Türkmen ileri gelenleri ile her zaman diyalog içinde olan Yayçılı, 14 Mayıs 2004 tarihinde Kerkük Tuzhurmatu karayolu üzerinde, mutad yolculuklarından birine çıkmıştı. Günlerden Cuma idi ve bu mübarek günde şüpheli bir trafik kazası sonucu ebedî yolculuğuna çıktı. Şehitlik gömleği üzerinde olduğu halde, şiirinde özlediği gibi, Cennet kapısına doğru yöneldi.

Yayçılı Gözyaşları ile Uğurlandı
Yayçılı'nın beklenmedik vefatı bütün Kerkük'ü yasa boğdu. Irak Türkmen Cephesi Kerkük Sorumlusu ve Kerkük İl Meclis Üyesi de olan Yayçılı 16 Nisan 2004 tarihinde toprağa verildi.
Yayçılı'nın Türkmen bayrağına sarılı tabutu, yüzlerce seveninin eşliğinde, önce ITC'nin Kerkük'teki merkezine getirildi. Yayçılı'nın cenaze töreni sırasında "Milletimizin başı sağ olsun" pankartları taşındı. Özellikle Türkmen kadınlarının gözyaşı döktükleri dikkat çekti. ITC merkezi yanındaki camide kılınan cenaze namazının ardından, okunan Kur'an-ı Kerim ve şehadetler eşliğinde Yayçılı, çok sevdiği Kerkük'ün sıcak kollarına tevdi edildi.