
KDP’nin yayın organı Hewler gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Rebwar Kerim Veli, Irak’daki seçim sonuçlarının hiç de iç açıcı olmadığı görüşünde. Rebwar Kerim’e göre bu seçim, Sünni Arapların iç yönetimdeki konumlarını güçlendirmek için yapıldı.
OCAK 31’de Irak’ta gerçekleştirilen seçimlerdi halk 14 vilayette sandık başına gitti. Seçimlere katılımın daha yüksek olacağı düşünülüyordu, ancak öyle olmadı. Seçmenlerin sadece yüzde 51’i oy kullandı. Oy kullananların büyük bölümünün de seçime dair inançları yoktu. 2003’ten bu yana hükümetin ve bölge idarelerinin fonksiyonları o kadar işlemez hale geldi ki artık halkın onların siyasetçilerine hiçbir güveni kalmadı.
Bu seçimin, en başta, özellikle de Sünni Arapların çoğunlukta olduğu bölgelerde, Sünni Arapların iç yönetimdeki konumlarının güçlendirilmesi için olduğu açıktı. Öte yandan bu seçimde, 2005 seçimlerine ortak bir liste ile giren Şiilerden ülkenin yönetim şekli konusunda bir karar vermeleri ve ‘Acaba Iraklı Şii halkın çoğunluğu mezhebe dayalı bir hükümet mi istiyor yoksa laik bir hükmet mi istiyor?’ sorusu karşısında bir seçim yapmaları bekleniyordu.
Bu iki amaç büyük ölçüde gerçekleşti. Sünni Arapların çoğunluğunun yaşadığı bölgelerde (Musul, Diyala ve Tıkrit gibi) Sünni Araplar en fazla oyu elde etti. ‘’Din adamlarının hakim olamayacağı’’ düşüncesine sahip olan İslami Dava Partisi, Irak’ın dokuz vilayetinde ve hepsinden önemlisi Bağdat’ta iki mezhebi kanat karşısında büyük bir başarı elde etti.
Dini söylem devre dışı
Vilayet Meclisleri seçimi sonuçlarında, Irak’taki Araplar içinde iki nasyonalist tarafın en fazla oyu aldıkları ortaya çıktı. Bu iki nasyonalist taraf da Dava Partisi ve üç aşırı nasyonalist Arap listesinden ibarettir. Elbette dini liderliğin Irak’ın yönetiminde kırılma yaşaması bekleniyordu. Çünkü, geçen 4 yıllık süre içinde iki kabine değiştirmelerinin yanında, Irak devleti üzerinde hakim olan Şiilerin dini söylemi ve Irak hükümetine silahlı muhalefetle karşı duran Sünnilerin dini söylemi, Arap Irak’ını terör yuvası, iç savaş ve toplu öldürme sahasına çevirdiler. Bu, Irak tarihinin acı bir aşaması sayılıyor. Bundan dolayı, mezhep ve dini inanca bel bağlayan partilerin çekilmeleri çok doğal ve de çok mantıklıdır.
Bu süre içinde, Irak’taki Arap siyasi hareketi içinde, kendi alternatifini sunması konusunda demokratik kanada fırsat verilmedi. Bundan dolayıdır ki her iki Şii ve Sünni mezhepleri içinde ellerinde çok para bulunan iki güçlü taraf, Irak’taki Arap halkın bıkkınlığından ve uğradığı felaketlerden (ki bu halk iç savaştan dolayı yorgun düşmüş ve ‘Irak Arap şovenizmi temelinde milliyetçilik ve Irak’ın bütünlüğünü koruma’’ şeklinde yeni bir söylem geliştirmiş) istifade ettiler.
Bu görüş açısıyla başlayan süreçle birlikte bu kesimler, partilerini vilayet meclisleri seçiminde iktidardan uzaklaştırdılar.
Ki, bu da çok tehlikeli bir değişikliktir. Bugünkü Irak’ta, sivil partilerin kendi alternatiflerini sunabilecekleri bir yönelimin olması ve aynı zamanda ülkenin anayasa temelinde istikrar kazanması ve ileriye doğru bir gidişatın olması bekleniyordu.
Kürtler ne diyor?
Şiiler içinde, Maliki başkanlığındaki Dava Partisi, Irak’ın zenginliklerini kendi çıkarlarına göre kullandı. Bu partinin Sünnilerle anlaşma konusunda çok istidadı var. Bu parti, Maliki’nin söyleminden de anlaşıldığı gibi merkeziyetçi eğilimlere sahip. Bazıları onun federalizm ve demokrasiye son vermek istediğini, çoğulcu siyasete, çok ulusluluğa ve çok dinliliğe inanmadığını, sadece ve sadece Şii ve Sünni mezheplerin varlığına inandığını ve Şiilerle Sünnilerin birlikte şovenizm temelindeki bir Irak’ı yönetebileceklerini düşündüğü kanısında.
Kürtler açısında seçim, Kerkük’ün seçime dahil olması durumunda kader belirleyici olurdu. Ancak Kerkük’te seçim yapılmadı. Kürtler sadece dört bölgede seçime katıldı: Tıkrit, Musul ve Diyala. Kürtler bu bölgelerde kendi gerçek büyüklükleri ölçüsünde oy aldılar zira beklentileri de buydu. Bu bölgelerde elde edilen sonuçlar, Kütler için memnuniyet vericidir.
Çünkü Mahmur, Sincar ve Şeyhan gibi Kürdistan Bölgesi’ne bağlanıp bağlanmayacağı tartışmalı olan bölgeler hakkındaki sorulara cevap verilebileceği, terazinin Kütlerden yana ağır bastığı ve demografik açıdan zorla değişikliğe uğratılan bölgeler konusunda BM’nin Irak Özel Temsilcisi Stefan De Mistura’nın hazırlayacağı raporun bundan etkileneceği ortaya çıktı.
Kürtler ve Irak’ın diğer demokratik ve mezhebi kanatları Maliki’nin bu başarısından çok endişeliler ve Maliki’nin, bu başarıdan sonra, bu yılın sonunda yapılacak parlamento seçimlerinde de aynı sonuçları yada daha fazlasını elde etmesinden korkuyorlar. Bundan dolayıdır ki, şimdi, herkes Maliki’nin görevden atılması fikrini taşıyor.
Kürtler, şuanda Irak’ta güçlenen bu cephenin bir tür şovenist cephe olduğunu ve bunun İran’da yaklaşık 30 yıldır devam eden sürecin benzeri bir süreç olduğunu düşünüyor. Dini gruplar arasında, seçimlerle hükümetin nöbetleşe olması mümkündür. Eğer bu bakış açısı tutarsa Irak’ın yeni tarihinde hükümet, Sünnilerin de yardımıyla şovenist Şii Araplar olacak. Çünkü Şiiler, Vilayet Meclisleri seçiminde de ortaya çıktığı gibi, her durumda kendi mezheplerine oy verecekler.
İran’la sıkıntılı ilişkiler
Bu yüzden Kürtlerin yoğun bir şekilde anayasa ve çoğulcu Irak’a destek vermeleri bekleniyor. İşte bundan dolayı, Kürtlerin önünde bu grupla mücadele etme konusunda çok zor bir aşama var.
Öte yandan Maliki’nin grubunun bölge güvenliğini de tehlikeye düşürmesi ihtimali var. Herkesten önce korkusu olan ülkelerden biri de Kuveyt’tir. Bundan dolayıdır ki Mesut Barzani bu ülkeye hemen bir ziyaret gerçekleştirdi ve Kürtlerle Şii liberal ve mezhebi kanatlar arasında bir dizi açık ve gizli telefon görüşmeleri oldu.
Diğer taraftan da Kürtler, Maliki’nin güçsüzleştirilmesi meselesinde İran’ın yardım etmesi ümidini taşıyor. Çünkü Iraklı Arapların şovenizminin özelliği, kendisini merkez olarak görmesi ve diğer Arap ülkelerini kendisine bağlama çabası içinde olmasıdır. Bu yüzüyle de Irak’ın İslam tarihindeki rolüne bir geri dönüş söz konusudur. İşte bunun içindir ki bu grubun Kuveyt’le arası iyi olmaz. Sünniler Maliki’ye emin bir şekilde yaklaşırken öte yandan da Dava Partisi’nin İran’la gerginlik yaratma istidadı var. Aynı zamanda Türkiye ile Irak arasında gerginlik meydana gelmesi de çok olağan. Eğer bu hükümet şovenist düşünce temeli üzerinde kurulursa demokrasi ve iç istikrarı da düşünemez. Bundan dolayı da bir defa daha önceki hükümetlerin çevre ülkeleriyle olan bahanelerine sığınacaktır. Gerginlik ve sonuçta da büyük büyük savaşların kaynağı da yine bu bahanelerdi.
Bunun içindir ki Irak’ın önünde zor günlerin olması bekleniyor.
*Hewler Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
REBWAR KERİM VELİ*
Çeviren: Agid Khorsid Zaher
Çeviren: Agid Khorsid Zaher
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




