Irak'ta sekizinci ayın içerisinde de hükümet arayışları devam ediyor. Irak iç politikasındaki eksen kaymaları, gruplar arası güvensizlik ile seçim sonuçlarının ortaya koyduğu denge durumu, belki de bugün Irak'ın hükümet kurma sürecindeki en büyük handikapları içerisinde barındırıyor. Irak içerisindeki siyasal süreçte etkin olan gruplar arasında yapılan görüşmeler sonucu atılan adımlar birden tersine dönebiliyor. Örneğin Irak Ulusal İttifakı ve Kanun Devleti İttifakı arasında yapılan görüşmeler sonucu başbakan adayı olarak Nuri El-Maliki üzerinde anlaşıldığının açıklanmasına rağmen, dün yapılan açıklamalarla birlikte bu karardan vazgeçilmiş gözüküyor. Son çıkan haberlere göre daha önce Irak Ulusal İttifakı'nın adayı olarak belirtilen Adil Abdülmehdi'nin yeniden Irakiye ve Irak Ulusal İttifakı'nın adayı olduğu söyleniyor. Bu belirsizlik de Irak siyasetinde bir kısır döngü oluşturuyor. Bölge ülkelerinin Irak politikası her ne kadar Irak iç siyaseti açısından da bazı belirleyici özelliklere sahipse de asıl meselenin Irak içerisinde çözüm bulmak olduğunun herkes farkında gibi gözüküyor. Zira Irak'ta genel politikanın ötesinde daha çok yerel unsurlar da politikaya müdahil durumda. Son bir haftadır Iraklı politikacıların bölge ülkelerine yaptıkları ziyaretler de hükümet kurma sürecini daha da belirsiz hale getiriyor. Irak iç politikasındaki aktör çeşitliliğine dış politikadaki unsurların da eklemlenmesi, sorunu mikro ölçekten makro politikalara taşıyor. Ancak bunu Irak'taki siyasi farkındalığın artmasıyla da açıklamak mümkün. Yani "siyasette ne sürekli bir dost ne de bir düşman vardır", klasiği yavaş yavaş Irak'ta yerleşmeye başlıyor. Iraklı siyasi gruplar klasik kamplaşmaların ötesinde hareket ediyor gibi gözüküyor. Hafta başında Türkiye'yi ziyaret eden ve ORSAM adına da bir konuşma yapan Irak İslam Yüksek Konseyi Başkanı Ammar El-Hekim, ılımlı mesajlar vermekle birlikte, temkinli de davranıyor. Maliki'nin adaylığına destek anlamında renk vermeyen El-Hekim, karşı çıkıyor gibi de görünmüyor. Ancak El-Hekim kendini de sağlama almaya çalışarak, ulusal birlik hükümetinden yana olduğunu ifade etmesine rağmen, Maliki ile oluşturulacak bir çoğunluk hükümetine de destek verebileceğini söylüyor. Böylece hem kaybeden hem de oyunbozan olmak istemiyor. El-Hekim'in Arap dünyasında önemli yeri olan ancak dini görüş açısından farklı kutuplarda yer alan Mısır'ı ziyaret etmesini de önemli bir dönüşüm olarak algılamak mümkün. El-Hekim'in hem Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek hem de şu anda Mübarek'in en güçlü rakibi olarak görünen Arap Birliği eski Başkanı Amr Musa'yla da görüşmesi, El Hekim'in denge kurma çabası olarak görmek mümkün. El-Hekim'in Mısır'ı ziyaret ettiği dönemde Maliki'nin de Suriye'yi ziyaret etmesi ilginç bir ironiyi oluşturuyor. Öte yandan aynı dönemde İyad Allavi de Suudi Arabistan'ı ziyaret ediyor.
Bu ziyaretler Irak iç siyaseti açısında önem taşımakla birlikte bölgesel denklem üzerinde yarattığı etki asıl dönüşüm noktası olabilir. Bu dönemde İran'a yapılan bir ziyaret olmasa da Irak'ta bölgesel işbirliğini destekler açıklamalar önemli. Ancak daha da önemlisi Iraklıların bölge ülkelerine yaptıkları ziyaretlerin ardından, Irak'a komşu ülkeler arasındaki görüşme trafiğinin hızlanması, bölgesel dengenin kilit noktası gibi görünüyor. Zira Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Suriye'ye günübirlik bir ziyaret gerçekleştirerek, ikili ilişkilerle birlikte Irak'taki hükümet sürecini konuşması, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın Lübnan ziyareti sırasında, Irak'ta ulusal birlik hükümetine verdiği desteği gösteren açıklamalar, Allavi'nin Suudi Arabistan'ı ziyaretinin ardından Suudi Kralı Abdullah'ın Ahmedinecad'ı telefonla arayarak Irak'taki hükümet kurma sürecini konuşması, Irak iç siyasetine yönelik bölgesel "puzzle"ı tamamlar nitelikte. Bu durumun ABD'nin Irak'taki çıkarları açısından da hayati öneme sahip olduğu söylenebilir. Gücünü ve politikasındaki ağırlık merkezini Irak'tan Afganistan-Pakistan hattına kaydırmaya çalışan ABD, bölgesel bir denklem kurarak, Irak'ta denge bulmaya çalışıyor gibi gözükmektedir. Irak'ta kurulacak yeni dengenin Irak'ta istikrar yaratması olasıdır. Bu istikrar ve bölgesel denge Irak'ın yeniden yapılanmasında önemli olmakla birlikte, son dönemde Irak petrollerine ilişkin ortaya çıkan projeler de değerlendirildiğinde, ABD ve büyük güçlerin çıkar paylaşımına olumlu katkı yapacağı değerlendirilmektedir.
Bilgay DUMAN, ORSAM Ortadoğu Uzmanı,



