ITC İngiltere Temsilcisi Asıf Serttürkmen "Biz Türkmenler bölük pörçük değiliz. Türkmenlere yönelik dağınıklık suçlamalarına karşı bir cevaptır bu. Türkmenlerin tek bir ses, tek bir parça olduğunu kanıtlamış olduk"
Irak Türkmen Cephesi'nin Türkiye'den sonraki en önemli temsilciliği olan İngiltere Temsilciliğinin Başkanıyla görüşüyoruz. ITC'nin bakış açısına Londra'dan ışık tutuyor. 2003 yılından itibaren görevini sürdüren Asıf Serttürkmen, çalışmaları ve Avrupa'daki Türkmenler hakkında bize bilgi veriyor. Gündemdeki son olaylara da değinen İngiltere Temsilcisi, Barzani'ye de cevap veriyor: "Barzani ne derse desin, Barzani'yi dinleyen kim!"
Türkmenler açısından bakıldığında gündemin başında 2007 Kerkük Referandumunun olduğunu görüyoruz. Bu konuda Avrupa'daki çalışmalarınız nelerdir?
Şimdi ITC olarak, Irak'ın dışında referandum konusunu en iyi şeklide işledik. Görev yerim olan Londra'da özellikle... İngiliz Hükümetiyle sürekli temas halindeyiz. Irak Türkmen Cephesi olarak bütün isteklerimizi, çözüm önerilerimizi yaptığımız mülakatlarda kendilerine aktarıyoruz. Görüşlerimizi olumlu karşılıyorlar ve Irak'ın bütünlüğünden yana olduklarını da ifade ediyorlar.
Yani Irak'ın parçalanmasına neden olabilecek federe yapılara karşılar diyebilir miyiz?
Açıkçası net olarak böyle bir karşılık göstermiyorlar. Ancak İngiliz Hükümetinin Irak'ın tek bir ülke olduğuna dair bir imajı var. Onun için biz de her fırsatta Kerkük hakkında özellikle Saddam döneminden sonra Türkmenlere karşı yapılan ihlalleri, mezalimleri dosyalar şeklinde İngiltere Dışişleri Bakanına takdim ediyoruz, görüşlerimizi aktarıyoruz. Bunun yanı sıra İngiltere'deki düşünce kuruluşlarıyla, özellikle Chatham House ile yakın temastayız. Londra'da bulunan yabancı ülkelerin elçileriyle görüşüyoruz. Türkmen Davasını en iyi şekilde insanlara aktarmaya çalışıyoruz ve Kerkük'teki, tabi sadece Kerkük değil, -biz sürekli Kerkük diyoruz; çünkü Kerkük Türkmeneli'nin kalbidir, nabzıdır- Türkmeneli'de meydana gelen olayları İngiliz medyasına anında aktarıyoruz.
Peki, İngiliz medyanın Türkmenlere ilgisi nasıl?
Şimdi Türkmenler açısından düşündüğümüzde İngiliz medyası açıkçası pek ilgili değil. Aslında medyanın ilgisizliği sadece Türkmenlere karşı değil, Irak'taki tüm kesimlerle böyle... Sadece genel bir haber, mesela Irak'ta bir patlama olunca onu bir haber olarak gazetelerde yayınlıyorlar. Dediğim gibi özel bir etnikle uğraşmak istemiyorlar. Bunun yanında İngiltere'de Arap medyası çok güçlü. Bütün önemli Arap televizyonlarının yayın merkezileri burda. El Şerkiye, El Müstakim, El Demokrati, El Alem, El Cezire gibi önemli Arap kanalları İngiltere'de bulunmakta.
Arap medyasıyla temasınız var mı?
İlk başladığımızda bizlere pek yanaşmak istemiyorlardı. Çünkü Londra'da medyayla fazla temas kurulmamış. Türkmenleri bile hiç kimse tanımıyordu. Ama bu 4 senelik süre içerisinde medyayla yakın temaslarımız oldu ve şimdi artık bir söz sahipliğimiz var. Bütün televizyon kanallarından mülakat teklifi alıyoruz devamlı ve bu fırsatları en iyi şekilde değerlendiriyoruz. Bu kanallarda Arap dünyasında çokça seyredilen kanallardır. Türkmen davasını, Türkmenlerin varlığını o kanallar vasıtasıyla en iyi şekilde Arap ülkelerine aktarıyoruz. Bunun yanında BBC'nin radyo kanalında mülakatlarımız oldu. İngilizce, Arapça ve Türkçe bölümlerinde olsun. Ayrıca İngiltere'ye gelen bütün Iraklı parlamenterle görüşmelerimiz, temaslarımız oldu. Irak eski Başbakanı Dr. İbrahim Caferi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adil Abdul Mehdi, İslam Devrim Yüksek Konseyi Başkanı Abdulaziz El Hakim gibi Iraklı üst düzey siyasi şahsiyetlerle görüşmelerimiz oldu. Her görüşmede Kerkük konusunda, referandum konusunda hazırladığımız dosyaları kendilerine takdim ettik. Görüştüğümüz siyasilerden de olumlu tepkiler alıyoruz ve onlarda görüşlerimize katıldıklarını, Irak'ın bölünmesine karşı olduklarını ve Türkmenlerin Irak'ta 3.asli unsur olduğunu belirtiyorlar. Ama bildiğiniz gibi ortada bir Şii-Kürt ittifakı var. Onun için İngiltere'ye gelen bazı Iraklı siyasi şahsiyetler, bizimle açık konuşmak istediklerini, ancak üstlerinde büyük bir baskı olduğunu söylüyorlar. Bundan dolayı da bu görüşlerini Irak'ta dile getiremiyorlar. Ama sonuç olarak, hepsi Türkmenlerin durumunun farkındalar. Ortak fikir şu: Türkmenler Irak'ın temel unsuru, vatanperver bir millet, başka kesimler gibi özel bir bölge istemediler, Irak'ı parçalamak istemediler.
Yani Kerkük referandumuna Arap siyasiler de karşılar, diyebiliriz
Tabi ki. "Kesinlikle biz Irak'ın parçalanmasına ve Kerkük'ün Kürt bölgesine bağlanmasına karşıyız. Kerkük bir Irak şehridir ve Türkmen kimliği taşımaktadır" şeklinde belirtiyorlar. Kerkük'ün Türk kimliğini kabul ediyorlar. Ama görüşlerini Bağdat'a döndüklerinde maalesef medyaya yansıtamıyorlar. Biz de bu görüşleri ITC'nin sitesi olan kerkuk.net'te yayınlıyoruz. İngiliz, Arap ve Türk sitelerine gönderiyoruz. Böyle demeçlerin yansıtılması bizim açımızdan önem arz etmektedir.
Peki, Tony Blair'in gitmesini Türkmenler açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? İngiltere'de yürütülen Türkmen davasını nasıl etkiler?
Başta da belirttiğim gibi İngiltere, özellikle Tony Blair etnik konularla alakadar değildir. Blair başbakanlık görevini sürdürüyor sadece. Her şey FCO yani Dışişleri Bakanlığından çıkıyor. Yani bütün kararlar buradan alınıyor. Parlamentodan alınıyor. Bu sebeple bizi olumsuz etkileyeceğini düşünmüyorum. Sadece George Bush'un yakın bir dostu olduğundan dolayı belki etkileyebilir. Ama yerine geçecek olan yeni başbakanın "evet biz bazı hataları yaptık. O hataları da düzeltmek mecburiyetindeyiz" şeklinde demeçleri var. Belki Türkmenler açısından daha iyi olabilir. Ayrıca o şahsiyetle de zamanında bizim yakın temaslarımız oldu. Tony Blair'in görevden ayrılacağını bekliyorduk zaten ve onun yerine bu şahsiyetin geçeceğini düşünmüştük. Bunun yanında muhalefet başkanıyla da sürekli görüşmelerimiz oldu. O da Türkmenlerin haklarının çiğnendiğine ve mezalime uğradıklarında hemfikir. Sonuç itibariyle biz İngiltere'de bu davayı bırakmayacağız. Her kim gelirse gelsin Kerkük konusunda fikirlerimizi en iyi şekilde aktarmaya çalışacağız.
Peki, İngiltere'de ya da daha geniş düşünelim Avrupa'da Türkmenlerin son durumu nedir? Türkmen davasına bakışları nasıl?
Şimdi davada çalışan bütün arkadaşlar, Avrupa'da bulunan dernek ve sivil toplum örgütleri ve hatta toplumumuzun bir insanı bile davadan umudunu kesmemiştir. Çünkü bu dava, bir politikadır, bir siyasettir. Bir iki gün içinde çözülemeyen olaylardır. Uzun bir süre, bir nefes gerekir. Onun için umudumuzu hiçbir zaman kaybetmedik ne olursa olsun. Bilakis, Türkmen davasına olan inancımız, gücümüz daha da arttı. Avrupa'da bir uyanış hareketi oldu. Türkmen dernekleri, bizimle yakın temas halinde. Hepsi ITC'nin çatısı altında çalışmaya başladılar, organize oldular. Biz de İngiltere'de temsilcilik olarak, Türkmen sivil toplum örgütlerini yönlendiriyoruz. Avrupa'daki yürüyüşlere yardım ediyoruz. Hazırladığımız dosyaları kendilerine gönderiyoruz ve herkes bulunduğu ülkenin dışişleri bakanlığıyla temaslarda bulunmaya başladı.
Bu doğrultuda şunu sormak istiyorum; Ankara'da düzenlenen Kerkük mitingden bir gün önce bir deklarasyon imzalandı. O konudaki fikirleriniz nedir?
Şimdi Ankara deklarasyonu 2 sene önce yapılan deklarasyon gibidir. 2005 yılında da buna benzer bir toplantı oldu. Bütün derneklerimiz toplandı. Hareket asıl buradan başladı. Bu toplantılar da ITC Türkiye Temsilcisinin çalışmalarıyla gerçekleşti. Bu son deklarasyon şunu tamamıyla ortaya çıkardı: Biz Türkmenler bölük pörçük değiliz. Türkmenlere yönelik dağınıklık suçlamalarına karşı bir cevaptır bu. Türkmenlerin tek bir ses, tek bir parça olduğunu kanıtlamış olduk. Ayrıca Irak Türkmen Cephesi'nin Türkmenlerin tek meşru temsilcisi olduğu ortaya kondu ve bu kuruluşun çatısı altında birlik, beraberlik içinde Türkmenlerin bu dava için çalıştığı gösterilmiş oldu. Yani bu deklarasyon bizim için çok önemli bir belgedir, bir kanıttır.
Bildiğiniz gibi geçen hafta Barzani'nin Avrupa Parlamentosunda bir konuşması oldu. Konuşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Barzani'nin AP'deki konuşmasını Ankara'da yapılan Kerkük Mitingine karşı bir protesto şeklinde değerlendiriyorum. Mitingin başarılı geçmesinden dolayı içindeki kıskançlığı, kini göstermiştir orada. Ama Barzani ne derse desin, Barzani'yi dinleyen kim! Herkes gerçeği görmeye, öğrenmeye başladı. Özellikle Avrupa'da, Amerika'da bizim sayemizde, sivil toplum örgütlerimizin sayesinde. Sesimizi her fırsatta yükselttik. Üç buçuk milyon Türkmen'i bugünden itibaren kimse göz arda edemez. AP'ye giderek, orada konuşarak en büyük hatayı yaptı. Barzani'yi Avrupa sorgu altına almaya başladı: "Siz Türkmenlere karşı niye bu kadar kin ve nefret taşıyorsunuz". Bu sorulardan kaçınmaya çalışsa da başarılı olamadı ve tüm Avrupa kinini ve nefretini gördü. Sonuç itibariyle AP'den biz ITC olarak galip çıktık.
Peki, Avrupa medyası Barzani'nin konuşmasını nasıl değerlendirdi?
Avrupa medyası Barzani'yi bir suçlu olarak göstermeye başladı. Çünkü Barzani sürekli Türkmenleri suçluyor, sürekli Irak Türkmen Cephesi'ni suçluyor. "Bizim ana çizgilerimize uymadıkları takdirde biz onlarla muhatap olamayız" diye ifadelerde bulunuyor. ITC'nin başka yerlere bağlı olduğunu iddia ediyor. Peki, biz başka yerlere bağlıysak, kendileri nereye bağlıdır? Bunu herkes, tüm dünya biliyor. Onun için Barzani en büyük hatayı yaptı ve Türkmen'e karşı içindeki kin ve nefreti ortaya çıkararak Avrupa'da suçlu olarak gözükmeye başladı.
Son olarak, Türkiye'ye söylemek istediğiniz nedir?
Türkiye büyük bir devlettir, güçlü bir devlettir ve Ortadoğu'da büyük bir rol oynadı. Özellikle Irak konusunda... Irak'taki tüm kesimlere eşit bir şekilde yaklaştı. Hiçbir zaman Irak'ın bölünmesinden yana olmadı. Irak'ın toprak ve millet bütünlüğünü savundu. Türk, Kürt, Arap ayırımı yapmadan, bütün kesimlere yardım etmiştir. Biliyorsunuz, zamanında iki Kürt partisinin çatışmasının sona ermesinde Türkiye'nin büyük bir rolü var. Bu anlamda Kürtlere büyük bir yardımı oldu. Bunları o kesimler unutmasın. Türkiye, Irak'taki soydaşlarının, yani Türkmenlerin hakkını istemesi hakkına sahiptir. Şuanda Irak'ta tek mazlum olan toplum Irak Türkmenleridir. Türkiye'nin Kerkük konusunda büyük baskıları var. Bizlere sonuna kadar desteği ve yardımları var. Bu yardımların devamını temenni ederiz.
(Röportaj: İnci Muratlı)
Günboyu
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




